Çarşamba

Mutlu olmak için uyandığım günlerin hep aynı sonu

Kaç gündür içimde dışarı çıkmak isteyen bir edebiyat aşkı var sanki.Bir şeyler yapmak içimdekileri bir şekilde ortaya dökmek istiyorum sanki.Konusmak yetmiyor konusamıyorum çünkü.Hala anlayamadığım bazı duyguların karmaşası içindeyim.Kin mi bu nefret mi yoksa hala kendimden bile sakladığım sevgi tohumları mı?.. bunu da sorgulamıyorum artık . Tek bildiğim bana yapılanı yapmak.Silmek,yoketmek,varlığını görmemek,beni izleyen bi kac çift gözün farkında değilmişim gibi hayatıma devam etmek.Nasıl etkileyebliyorlar bu kadar beni bilmiyorum.Tek farkında olduğum içimin rahat olması gerektiği.ama Hala bi yanımda hüzünlü sarkılar duydugunda aklına bir takım kareler getirip duygulanabilen Çağla var.Diğer yarısında ise hayatını kendine yöneltmeye ve mutlu olmaya çalışıp gerekirse bunun için bencilliğini su yüzüne cıkaran,her ne olursa olsun bir şekilde mutlu olmaya çalışan Çağla var.Bu iki durumun arasında gel-git yaşamak iğrenç bir duyguymuş meğer.İnsanları tanıyamıyorum.Ya ikiyüzlüler ya da gerçekten o sergiledikleri saf,akla ermeyen bir takım davranışlar onların gerçek kişilikleri artık farkına varamıyorum.Kim bilir belkide anlayamadığım için kendime saf muamelesi yapmam gerek. Ama artık büyüyorum. Bazı şeylerin farkına vararak bir takım amacları veya doğrultularını kesitrebiliyorum az çok.içimden gecmiyor değil.Neden büyüdük ki? Ben çocukken dertsiz tasasız ve mutluymuşum.Gözlerimin içi gülermiş.Nedense artık daha farklı bakıyorum aynaya,hayata...Birşeylerin tedirginliği var sanki üzerimde ya da bir çeşit korku.Hep böyle birşeyler ters mi gidecek hayatımda?Hiçbir şeyi,hiç kimseyi yakın göremiyorum kendimi biryerden sonra.Bir yerde ayrılıyor tüm bağlar, fikirler ,o aldığın sıcaklık,sohbetler ve paylaşımlar...bir yerlerde eksik kalıyor bir şeyler.İşte ben o bir yerleri arıyorum.Eksik parçaları tamamlamak namına,neyin ne olduğunu,nasıl ve neden sorularıyla cevap bulmak adına.Umutsuzca...

Hiç yorum yok: