Perşembe

Yeni yılın yenilikleri...

Yeni yıla yeni kararlar ve yeni uygulamalarla girdim... Hoşgeldin sen...Hoşgeldin yeni yıl...
Unutulması zor hatta imkansız iki gün... İki gün mutluluk. Kendimi hiç bu kadar iyi hissetmiş miydim? böylesine sevildiğimi ,şımartıldığımı...
Hoşgeldin, ama keşke gitmesen... Şakaya dönüşen gerçeklerle kaplansa her yan , ciddi şımarıklardan olsak birlikte...
Alışmamalıyım, alıştırmamalıyım kendimi... Artık böye olmalı diyordum oysa... Son 3 gün...
Yazamıyorum,yarım kalıyor herşey... İki bardak şarap içtim. Şimdilik üşümüyorum.Birazdan hem mutluluktan hem kaygıdan içmeye devam ederim sanırım. Kazanmanın ve kaybetmenin aynı anda verdiği tadı yaşarım.
Şimdilik hoşçakal...
Nice musmutlu yıllara... kısıtlama olmadan, sınırsızca...
ağzımız kulaklarımızda...
Bitmek bilmeyen günlerin ümidiyle şerefe...

Salı

EnxEn...= ~?

İnsanın en'leriyle arasına en koyması ne kadar da yıkıcıymış meğer...En sevdiğine en uzak olmak gibi...
Üzgün yorgun kırılgan olan ince ruhlu kalbime kalın duvarlar örülmesi ne acı. Hiçbir doğru göremiyorum.Belki de yanlışlarla büyüdüğüm için tanımıyorumdur cismini.Benimle büyüyen sen,yolundan gitmeye çalıştığım hayatı senden öğrendiğim sen.Kıskançlık mı bu yaptığım yoksa aramızdakilerin kendini fazlaca belli etmesi mi? Kıskanıyor dahi olsam anlamalısın demek ki kıskanacak kadar boşlamışsın beni...
Sana uzak olmak çok acı.Ama anlatılamayacak kadar.Aynı evde ayrı dünyalarda , konuşmadan,gülmeden...Ortak kelimelerimiz ağızdan çıkınca anlamanı yitirerek boşlukta kaybolması.Alışık olmadığım sessizlik ve soruların cevapsız kalması.Unutarak küslüğümüzü birden yüzüne bakıp onay ya da tepki beklemem.
Herkes makarasını yaptığımı düşünsede gitmen en çok bana koyacak ne yalan söyleyeyim. Benim için evdeki tek ses tek can ya da tek gülümseyişim bir ay sonra sadece düşüncelerde olacak.Kendini nasıl kıyaslar çevrendekiler beni kendileriyle anlamıyorum. Ya ben çok yoğunum kardeşlikten öte.Ya da sen bunu hissetmeyecek kadar kelime anlamına sıkışmışsın ilişkilerinin.
Beraber büyüdük, beraber ağladık,en çok da ikimiz güldük.Saçmaladık.Gerçeklerle farklı zamanlarda aynı olaylarda yüzleştik.İtiraf etmeliyim ki seninle bir olamazsak yine yalanlarda kaybolurum gerçekten.Anlayamam ya da çaba sarfetmem.Kimi dinledim ki ben bunca zaman senin kadar.Hayatımın en önemli erkeği.Adam gibi adam profilindeki kıstaslarımı belirleyen tek insan...Senden başka kimden izin aldım ya da senin kadar kimi ciddiye aldım ki. Belki de kırılma vakti gelmiştir ama zaman bulamamışızdır kenetlenmekten.Keşke o zamanlar gelmeyecek kadar trafik olsaydı hep hayatımızda...
Seni sevgimi göstermeme engel oldugun kadar çok seviyorum...Yine de özür dilerim.

Pazartesi

Yorgunluk

Ve yorgunluğumun son safhasındayım... Eee kolay değil iki adet pasta ve iki tepsi kurabiye yapmak :S Kollarım uyuştu sanki. Eh bir de bir saat çorap arayıp ordan metroya yürüyüp saat 19,30 suları eve gelince normal olsa gerek.Yarın büyük gün . Yani annem için.Bütün arkadaşlarını eve toplayacak.Ve maalesef benim yarın sınavım yok :S Bende en yakın arkadaşımla eşlik etme kararı aldım. Sırf maarifetlerimi görsün diye.Yok artık yahu (: Maksat her kahrımı çeken bir insana bir takım jestlerde bulunmak.Beraber vakit geçirmeye devam etmek.
Bugün sınava girmedim.Bir nedeni yoktu aslında.Muhtemelen canım istemedi.Neden ki acaba?Neyse büte iyi hazırlanırız artık.
Çok nargile içiyorum . Hemen hemen hergün. Bazı şeyleri ört pas etmek mi amacım? Dün beklemediğim o kadar çok gelişme oldu ki.Sanırım artık arkadaşlıkların sağlam durup farklı kulvarla kaymaması için sadece kız arkadaşlarımla yakın olmalıyım. Sanırım gerçekten dünyam Dünyanın çok dışında. Yine de mudahele edilmesin. Herkesin yeri belli bende. Herkes olduğu yerde kalmalı yani.Neyse kime ne ki bunlardan yaptıklarım ve yaşadıklarımın bir kısmı...
yarın ola hayrola...
Başbaş...

Cuma

Bir Ayrılış Hikayesi

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyimsaçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

Nazım HİKMET

Çarşamba

Ölümsüz Kahraman


Kahramanlar ölmez ki...
İnsanların içlerinde fırtınalar koparken ne kadar rahat davranabiliyorlarmış meğer...Hiç yaşanmamış,geçmiş hiç geçmemiş gibi .Bunu en iyi yapan benim zaten değil mi?
Sanırım yarattığım dünyadan çıkalı çok oldu benim...Küçücük mutlu sonla biten masallarımda kaybolurken nasıl alışabiliyorum gerçeklere ki? ya da alışmış halim bu mu acaba.
Acı,tatlı kavramlarını karıştırıyorum artık. Çünkü tatlılığı hissetmeyi sevdiğimi bile bile yakıyor dilimi bir şey... Ne ki bunun adı? Gülmek içi attığım her adım neden gözlerimi acıtıyor ? Arkamda bıraktığımı sandığım duygular yüzüme çarpıyor tokat gibi.Kurtulamayacaksın Çağla! diye haykırıyor sanki.. Artık diretemiyorum bile.İnanmadığım şeyleri savunmam ki çünkü ben.
Yaptığım şey garipti hatta pişkinlik... bende hissettim bunu.Biraz sonradanda olsa.Ama yine olsa yine yaparım... Yapabilirim değil mi?
içimde birikip birikip olmadık yerde dışarı savrulmasını sevmiyorum hüzünlerin... Yerinde ve zamanında ağlarsın biter gider... Yetmedi,yetmeyecek de... Ne zaman yetinmeyi bildim ki? Bıkmıyorum da...Geçer diyebileceğim belli bir süre de veremiyorum... Sadece yaşamaya çalışıyorum...
Sadece nefes almak...
Kalbime bir çizik attı atalı kabuk bile bağlamadı... Hergün kanasa kaç yazar ki.Söylenecek söz belli unutulmayacak kadar derin bir hatıra... Yapmak zorunda olduğumuz sadece nefes almak...

Salı

Sıradanlık

Ufff bunalıyorum . Sürekli yanımda olan benim her derdimi kahrımı çeken insanları da kırmakta üzerime yok sanırım. üstelik sınavlar yaklaşırken ben sınavlar harici herşey düşünmekteyim...Askıya aldığım tiyatro kursunu tekrar gündeme getirmeye çalışıyorum bu aralar. Bir de maddi imkanlar olsaydı sorunların bir kısmı oluşmazdı zaten ya neyse.
geçen gün saçlarımı kestim.Yapacak başka bir şey bulamadığım için muhtemelen...yazı yazmaya devam ediyorum gerçi bunun dışında tamamen bana özel olan yazıları. Bazılarına ellerim gitmiyor ya da bırakıyorum bir yerlerde toparlayamıyorum.Neyse çok yorgun hissediyorum kendimi. Çok sık hastalanıyorum bu aralar. Gerçekten kendime dikkat etmiyorum sanırım. gerek de duymuyorum. Paspal bir haldeyim.Okula bile özensiz gidiyorum o kadar halsizim yani (: okula alışıyorum hatta alıştım ama sanırım arkadaşlarım olmassa hiç gitmeyeceğim.Tek başıma kalmayı sevmiyorum çünkü.
Üstelik yılbaşı geliyor... Dışarı çıkmama izin yok tabii ki de... Bari evde kutlasam ya arkadaslarımla... Yine uyuyarak geçiririm sanırım.Zaten ne anlamı var ki... Dinlenmek için olabildiğince zaman işte Çağ daha ne olsun ...

Mustafa'dan haber bekliyorum bu aralar...Yeniden hayallerime dönmeye az kaldı...

İyi geceler...

Pazar

''HAYIR''


Benim bütün yazılarım kişisel neredeyse... Bu yüzden garipsenmez sanırım.

Hayatımda ilk dediğim şeylerin son olmasını istedim.Ne yalan söyleyeyim hala bazı isteklerin önüne geçemiyorum.Şaşkınlıklarım hep senden yana.Gerçekten bu kadar önemsendiğimi nerden bilebilirdim ki. Açıkçası hala aklına geldiğimi görmek beni mutlu etti niye sence? neyse soru sormak yoktu . Cevap vermek vardı.Sen yazmayacağım dediğin halde okumaya devam ettim.Yenileri görmedikçe eskileri... Ve ben sana hiç yalan söylemedim.Oysa herkese çok da dürüst değilimdir. Ama bilmen gerekirdi herkes olmadığını.Dün gece o kadar çok geldi ki aklıma...Mimiklerin,tepkilerin,sözlerin... Artık eminim hissediyorsun.Onun arkasından yazı yazmışsın . Gerçekten istediğin tek bir cevap mı? yoksa cevabın getirdiklerini yaşamak mı ? Şimdi kalkıp ben arasam , benzer konuşmayı yine yapsak bu sefer sen mi Çağla olursun acaba? Neyse aklına takılan sadece o sorunun cevabıysa eğer... tek kelimeyle ''hayır''... Sanırım bundan sonra beni düşünmek zorunda kalmayacaksın... bende bitmeyen bir hatırın var çünkü.Bitiremediğim kadar değerin...

ben böyle daha az üzüleceğimi düşünmüştüm. Ama kimse uyarmadı beni.Sen benim bitmeyenimsin...

Perşembe

kısacık bir...

heryer sen heryerde sen... lanet olsun mu demeli yoksa hayalinin beni terketmediğine mi sevinmeli...

yalnızlığımı çaldın.Seninleyim hep... ama nerdesin?? bi kere daha bi kere daha desem... bana biraz cesaret verir misin? geliyorum sana her gün daha fazla... ama haberin yok!

Cumartesi

duvar

Ölüm bu muydu? Çağ bir kaç gündür yaşadığı şokları atlatamıyordu.Öyle ki hasta olmuştu o güçlü bedeni,o bile dayanamamıştı... Hep izlediği filmlerde sessizce konuşurdu...insanların içinden geldiklerini yapmalarını soylerdi.Peki kendisi ne yapmıstı? aklındakini,dilindekini... kısacası olması gerekeni. Peki ya kalbi? hiç mi önemi yoktu onun... ama onu ne zaman dinlese ağlardı bu kız belki de o yüzden büyüyememişti.Hala küçüktü,çocuktu...kaç bin parça olmuştu... ağlamaya yüz tutan titreyen sesleri duyunca kendisi ağlıyordu bile çoktan...önce içine içine, sonra dışına dışına hayatın...bir zamanlar sarıldığında ısındığı şimdi gördüğünde üşüdüğü olmuştu...o hep izleniyordu...zaten çoktan gitmişti,ben virgül koydukça o hep noktaydı.Tartışmasız,sorgusuz... oysa üç noktalarım vardı hayatlarımızda hiç sonu olmayan...

Sona geldik... o yüzden yineliyorum lafımı... ölüm gibi bir şey bu... hayat gibi değil... acı veriyordu ama bu kaçınılmaz bir sondu gerçi. Çağ üzülüyordu,üzülecekti...Çağ masumdu... O sadece mutlu olmak istiyordu.Sevmek ve sevilmek...

Hayatımızdan silinmeyen onca an, onca olay, onca belki bir insan(lar)a helal olsun demek geliyor içimden... onlar kalıclığı yakalamışlar bir biçimde... şu üçgünlük dünyanın sonunda herşeye rağmen sonsuzluğa kavuşan en önemliler...

Şimdi önüme bakmaya çalışıyorum simsiyah bir duvarı aşamamış bir çift gözle...

Perşembe

Bey-az Kaybı

Bende gizlediklerimi sır, söylediklerimi yalan sanırdım.Hepimiz kirlendik ya da kirlenmişiz dünyada en karaları beyaz sanmışım.Bugün,bu gece sizden önce ben utandım...
Konusmaktan soğudum , gözlerimi yumdum... Tutamam içimde,peki ne yapmalı... dağıtayım mı herşeyi herkesi bi lafımla...ama hakettiğini yasamalı mı cidden insan peki haketmeyenler nasıl kaldırır bu gercegi nasıl çürür kalbi...peki çağ şimdi ne yapsın...Uzatın suratlarınızı içi geçmiş hayatlarınıza ben geçerken tüküreyim hayatlarınızdan...Nefretim oluk oluk,ellerim buz gibi...

hazım sorunum var... Hayatımdan defolun !!! gri bile kalamamıs insanlar renklerimizi çalmayın.Zaten 1,5 parçam artık yok...

Beni azrail değil insanlar öldürecek...Beni insanlardan çok canımdakiler öldürecek...

Pardon BEY efendi ama çok AZ kalmışsınız rolünüzde,ailenizde...

Çarşamba

!!!

hayat güzeldir be üstat keyfini çıkar.hiç bir zaman umutsuzluğa kapılma.her giden gemin ardından bakma.hüzünlenmene gerk yok çünkü.yerede bakma.kapılırsın sonra yerin o karanlık hayatına.en iyisi mi üstat yaşa nereye kadar olursa


Mercimeem'den bana ithafen...

Cuma

gözlerim karanlık

Şekerci nine bana öyle bi seker ver ki tüm duygularım tatlansın azıcık mutlu çok umutlu olsun ama...Çevreye dağılan ilginin bireyselliğe yansımasını beklemek bir gün öldürecek beni.beklemekten vazgeçmekse ilgi alanım değil çoğu zaman...

suratım düşüyor,ellerim üşüyor,gözlerim hüzünden fazla öfke taşıyor...taşıyor sabrım taşıyor sevgim oluk oluk bitmesinden korkuyorum belki içimdeki son demlerin...ölmemek icin dienr gibiyim.kurtarma cabalarımın vasat sonuclarıyla bi kademe daha çökmekteyim her gün her saat her dakika braz daha dipteyim...

çok garip bir şaka bu öyle olmalı değilse acı ... gözlerim kapanıyor ama kapanmamalı gözler önünde aynı sahne aynı çehre aynı mimikler...aynı sen, aynı ben...karanlıkta kaldım karamsarlaştım,sorumsuzlaştım.gözümde hiç bir sey yok gibi sanki...Başlayamadıklarımda bitiyorum başlattıklarımda bitiriliyorum...

gözlerim karanlık artık dünyaya.Baktıkca gercekleri görmek cok sahte aslında... sadece mutlu olmak istemiştim...Sahte de olsa gercek hissedebilmeyi...seni...seni...

gözlüklerimi getirin bana pembe mavi ama uyucam...en iyisi uyumam en iyisi uy-u-mak bu duruma...

yorgunum, mutsuzum, çaresizim,umutsuzum...

Deli Gibi Sanki

Bir delinin sloganı lazım bize gerçekleri anlamamız için.Boş gibi gelen ama doluluğu iç yakan bir cümle...Bu kadar yanlış içinde gerçeği barındıran bir kaç düşünce..Bazılarımızı kendine getiren çoğunu kendinden geçiren.Akıldakilerin su yüzüne çıkması ya da yüzeydekilerin boğulması gibi...Bir şeyler savunulmalı doğru,yanlış,aptal,mantıklı,gereksiz-gerekli,eğri-doğru... ama bir düşünce olmalı. Düşünmeden konuşuyor ya da konuşmadan yaşıyoruz...Buna yaşamak deyip yaşlanıyoruz...

Yaşamak demişken anlık düşüncelerimizi bir ömr boyu yaşayabiliyoruz.Çok gariptir ki çok uzun süre düşünsek de verilen kararlar bir anda alınmıs kararlardır...Nasılda etkiler tüm hayatımızı...Bazen saniyelik farklar yönlendirir ya da biz saniyelik farklar yüzünden ömürlük yaralar açarız sayfalarda...her defasında bir iz bırakarak ama kara ama gri...

Neyse yine garip ama düşünülesi bir yazı oldu.Bugün 40 dakika güeşin alnında otobüs bekledim kitaplarımı aldım.Okudum ve düşündüm... Bu düşünceyi özlemişim...

Hayatlarımızda hep beyaz lekeler kalması ümidiyle... Hoşçakalın...

Cumartesi

Hissettiklerimi hissettiremiyorum ve hiçbir şey düşündüğüm gibi gitmiyormuş...Üzülmem bile saçma bilmiyorum belki uzaktan o bile yapmacık ya da basit geliyordur.Konuşmuyorum,konuşamıyorum...

Çok özlemişim seni bugün daha iyi anladım... Daha çok istedim yanımda olmanı.Beni korumanı kollamanı...ihmal etmişim uzun zamandır ya da kaybolmuşum eksiklikleri ararken.Anlamamışım asıl kaybolanın,büyük eksiklik yaratanın sen olduğunu.Özlemişim hemde çok... kac ay oldu geçen bayram mıydı? belki biraz daha sonra ama ne farkeder ki , vefasız çıktım dimi... Paylaşamadım dertlerimi sevinçlerimi,göremedin işte gösteremedim kendimi.Artık rüyalarıma da girmiyorsun .Kİmbilir belki senden fazla düşünüyorum başkalarını.Sana haksızlık etmem ama ben dimi...herşeyi herkesi kendine getiren sen, sen yoksan darmadağınız işte...

Hala sana telefon etsem sesini duyacakmışım gibi... Hiç bitmeyen hikayelerin ölmeyen karakterleri gibisin... Sen ölmeyensin...

Bayramın mübarek olsun... ellerinden öperim dedecim...

Hepimizin bayramı mübarek olsun ...

Pazar

70 Gün...

Ne yaptım kaç gündür... Ne yaptım bilmiyorumda ne yapmadığım çok açık.Gülümseyemiyorum...

Dün akşam annem bamya yemeği yapmış , yemedim...

Bütün gün şarkı dinledim...

Çay içtim...

Saçlarımı toplamadım...

Özdemir Asaf okudum...

Kırmızı oje sürdüm...

Telefonum elimde uyudum...

Bu sabah bal yedim...

Kitap okudum... (Suç ve Ceza)

Teoman , Fikret Kızılok , Bülent Ortaçgil dinledim ...

Ağladım sustum , konuştum sustum , sustum sustum...

70 gün...

Sadece her şeyde ve heryerdesin...

Perşembe

Bazı Yalanlar Güzel Bazı Gerçekler Acıymış...

İnsanı en çok ne yaralar acaba... Hiç düşünmedim...Düşünmeden yaşadım bazen buna benzer yaralanmaları. Pardon ama bana aşık olabilir misin ? çok istesem ya da bunun için elimden gelmeyenleri bile oldursam... Aşk bu ve böyle bir şey değil değil mi? Yine de biraz da olsa mutlu olmayı hakettiğimi düşünüyorum...Sitem mi bunlar ... hayır... Sadece beni gerçekten seven bi insanın ya da sevmesi gerektiğini düşündüğüm bi insanın kalbinde ne kadar varım diye düşünüyorum ister istemez... Neden mi? kalbindekilerinin kaleminde olduğunu biliyorum çünkü.Ama ben hiç bi zaman insanların kalemlerini meşgul edecek kadar hayatlarnın çinde bulunmadım sanırım ya da kalplerinin...Bunu istemem de ya da beklemem de şımarıklık belki çünkü hayattayım ve hayatındayım zaten. Sadece ruya olarak değerlendirdiğin o yaşamı o günü o hayatı benimle yaşamanı ya da benimle yaşadığın herhangibir günü bu şekilde tabir etmeni isterdim... Sadece istek... İnsanların istekleri hiç bitmez demiştik dimi? 5 sene 10 sene önce, ne farkeder?hislerin dile gelicek boyutta olmasını zaman değiştiremez diye düşünüyorum. Muhtemelen yine sacmalıyorum.Her zamanki Çağla işte...


Teşekkür ederim bu gün için...Özür dilerim bu gün için...Muthiş bi günün ardından Müthiş hayalkırıklıkları... Neydi ellerimizi uzaklastıran.Benim salak tribim mi? hiç bi hediye hiçbi ugraşım senden önemli değil çünkü zaten onlar senin için .seni mutlu etmek için. sadece senin için...Tek yapmak istediğim ve yapmaya çalıştığım seni mutlu edebilmek...Senin en çok mutlu olmayı hakettiğini düşünüyorum . Sadece seni düşünüyorum. Sendense tek beklediğim sana karşı olan tavırlarıma düşüncelerime ve ortaya cıkardıgım abuk sabuk hediyelere saygı gostermen...Begenmek zorunda olmadıgın her sey içimden geldigi için seninle...biraz da olsa sana verdiğim degeri hatırlatsın diye... Duygusal bir ergenin ilk hediyeleri veya çocuklukları değil...Aşık bir kızın düşünce ve sevgi paylaşımından ibaretti...Yanlıs anlama saygısızlık ettigini dile getirmiyorum getirmicem de cunku oyle biri deilsin ve oyle bişey de yapmadın...Sadece hassas oldugum konularda biraz daha hassasiyet istemiştim...en azından alındığımda , öperek yine de düşünmen yeterli teşekkür ederim gibi kelimelerle bu durumun geçmesini istemek gibi...Teşekkür etmedin mi ettin ,güzel hediye demedin mi ,dedin... o ilk gun bu mesajı aldığımda mutluluktan uyuyamadım...Değdi dedim ya... düşünmeme uğraşmama değdi...saçma veya cocukca bulmadı... en fazla aşıkça buldu... Yine büyütoyorum dimi aslında bgunde farlı bi tepki vermedin sadece bi cumle için herşeyi bok ediyorum belki...ya da ettim... Sadece bazen kendini benim yerime koy... sadece bazen...

Ben sadece ... Seni Seviyorum...

O çok beğendiğim boynumdan çıkarmadığım kolye bu akşam itibariyle mefta olmuş bulunmakta...

Pazar

Cebimdekilerle Yaşamak...

Hayatımızda yaptığımız şeyler ikiye ayrılır.Bir mutlu olmak için yaptıklarımız.İki yapmak zorunda olduklarımız.Belki de zorunda olduklarımızla mutlu olmaya çalışmalıyız.Sanırım hayat gülümserken daha tatlı geçiyor.Peki tatlıyı sevmeyen var mı aramızda? baklavayı sevmeyen balı sever, balı sevmeyen pastayı... Ama tatlı sonuçta hepsinin tadı tatlı... Ama belki de mutlu olduklarımızı hayata sevdirmek zorundayız...Hangi tatlıyla daha mutluyuz...ya da hangisi tadsız kalır yanında?

Benim hayatım franbuazlı pasta tadında...En çok sevdiğim ama sevdiğim için değil bu benzetme.Daha mayhoş bir tad olmasından kaynaklanıyor.Mükemmel değil yaşadıklarım ama sanırım mükemmeliyetçi değil kanaatkarım bende.Ama sadece bu tad konusunda :) yoksa hayatın her alanına boyun eğmek acizliktir bence kanaatkarlık değil.

Düşünmeden yaşıyorum çünkü düşünmeye zaman vermiyor hayat.Oldu ki düşündük peki uygulamaya izin var mı? Yoksa hayatın getirdikleriyle mi yaşıyoruz...Kafi mi önümüze sunulanlar...Belki de göz boyamadır.Ya da gözü bile boyamayacak kadar.Belkide hayatın önümüze koyduklarıyla geçinmek yerine cebimizde taşıdıklarımızla yaşamaya çalışmalıyızdır.Belki bir kaç metal para ya da sınırsız umut ve hayallerle...

Çok dağıttık toparlayalım biraz.Bu yazıyı niye yazdım bilmiyorum aslında ama düşününce rahatsız olduğum konuları dile getirmek geliyor bir bir aklıma öyle ya da böyle...Paragrafın başındada dediğim tam buydu aslında...Yapmak zorunda olduklarımız , mutluluğumuz için yaptıklarımız...Hayata boyun eğdiğimiz ya da lanet edip sırtımızı çevirdiğimiz zamanlar...Kader deyip önümüzdekileri nimet sayıp hayallerimize veda ettiğimiz ya da hayalperest laflarına aldırmadan tüm hayatperestleri karşımıza aldığımız...

Cebinizdekileri kaybetmemeniz dileğiyle :)

yazdıklarımdan unuttum yaşadıklarımızı, o halde unutmadan 30 ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun...

Cumartesi

Bugüne Dair

Geçmiş geçmeliymiş...Fazla kurcalamamalıyım artık birinci perdenin sonuçlarını...

Özlem sarıyor ruhumu bu aralar.Düşünmeden edemiyorum yine de , bir şeyler eksik mi yalnızca iki kişinin olması gereken bi hikayede.Oysa ki fazla bir malzemeye gerek yoktu. Sen,ben ve sevgi hatta aşk olmalıydı.Var mı? Olmalı... Bunu hissedememek benim odunluğum mu yoksa senin soyutluluğun mu çözemedim henüz. Çözmeye de çalışmıyorum belkide.

Pek bir şey yok hayatımda. Ne benim hayatımı etkileyen büyük bir değişim ne etrafımdakilerin.Ufak tefek hatta bazen orta dereceli ya da yeni yollar açmamızı sağlayacak gelişmeler oluyor tabi iyi ya da kötü. Bu da bir değişim elbette ancak soru şu? nerdeyim -evimde , kimim-çağla , neyim-aşık... bazı değişmeyen şeyler var ki değişenleri gözardı etmeye yetiyor...Yeni okulumu gördüm gidip , herşey yolunda gibi gözüküyor şimdi.Hayat karşıma benim gibi insanları cıkarır umarım.Çok iyi olmasına gerek yok çok kötü olmasına da.Dinlemesi , anlaması ve samimi olması yeter belki de. Tabii dalgacı olmaması...!

14 Eylülü merakla bekliyorum...

Abimin askerlik kağıdı geldi. Sanırım bu sefer asker. Çünkü göstereceği okul bahanesi de yok. Aslında onsuz çok yalnız kalırım farkındayım. Ama bazen gereklidir ayrılıklar;özlemek , anlamak için değerini... Hayatlarında belli bir yer aldığım insanların gözündeki değerimi de merak etmişimdir her zaman. Bunu en çok sorguladığım insansa...

Ne zamandır yazmıyordum. Tatil bir yandan , sınav bir yandan...Sen her yandan... Hayatım belli bir sınır içinde geçiyorsa eğer her sınırım senden ibaret.Dört duvar...Sınırlarımı zorlayan yine sen... Hem hayat hem hayalim...

Hoşçakalın...

Çarşamba

Şarköy-İstanbul yolcusu İstanbul-Şarköy

Dün itibariyle İstanbula ayak basmış bulunmaktayım.BU gelişim ne kadar hoş ne kadar boş olur henüz bilmiyorum ama en kısa zamanda geri dönmeyi düşünüyorum.Orda beni mutlu eden şeyler var.Arkadaşlarımla bütün gün geziyoruz zaten bütün bir seneye inat :)Bu aralar karışığım biraz.Biraz mı dedim? fazlasıyla...Plansız yaşıyorum.Plan yapma gereği de duymuyorum.İlk yaşanılanların heyecanı vardı içimde,hala daha var tabiki...Ama bir gün bir güne uymuyormuş.Sitem mi bu bendeki? hayır tabiki...Anlayamama biraz ,biraz da içinde bulunduğu duruma bi yorum getirememe vs.vs.

Kitap okumayı atlıyordum ne zamandır bu yolculuk sırasında bunu telafi etmek için yeni başlangıçlar yaptı Çağ...iyisini kötüsünü doğrusunu yanlışını anlaması zaman alacak belli...

Tercihlerimi yapacağım bugün.Kime göre neye göre bilmiyorum...Şu anda güvendiğim hiç kimse yok.Beni yönlendirebilecek bir şey de...Haklılar bu benim hayatım...Ama hayatımdaki nerde? Kendi düşüncelerim doğrıuultusunda karar vereceksem aklımdakilerin hiç mi payı olmayacak... olmuyor işte... duyduğum tek belirgin cümledir ki bu ''hayatını bana göre şekillendirme...'' peki ya hayatımın en içiysen,nasıl dısarda bırakabilirim ... hemde suanki rollerimizden memnunsak...Memnun muyuz?Hayat bana yalnızca kendi adıma konusmayı ögretti hatta mumkunse kendi adımda bile susmayı.. Şimdilik belli bir mutluluk kıvılcımları yaşıyorum.Bakalım zaman ne gösterecek bize...Unutulmaz anların gölgesinde sorularıyla kaybolan bir kuzucuk...hoşçakal...

Perşembe

YaZ

Seni seviyorum ve bir şey söylemiş olmuyorum bunu söylemekle
Ben bu yaz kokusunu bir başka zamandan anımsıyorum
ben bu yaz tadını biliyorum, terleyen aşkı
terleyen kasıkları ve şakaları biliyorumYa

kendimi yokluyorum, burnumu çekiyorum, yaz geçiyor
Yaz geçmeyecekmiş gibi, havada asılı duran sesler
Tembelce ulaşıyorlar hedeflerine
Yazın derin uykusu, uyuşukluğun yazı
Kaşınmanın, uzak iklimlere doğru

Yaz büyük ve ayıp bir çiçeğe benziyor
(Ben bu benzetmeyi anımsıyorum)
Dolunay çırılçıplak
(Bu benzetmeyi de)
Yaz, mezar taşları ısınıyor
Ve kertenkelelerin kanı

Saçlarımdan otlar ve kertenkeleler fışkırıyor
Yaz, bakımsız bahçler
Bakımsız havuzlar
Yaz günleri dilimde tüy bitiyor
Ve aşkın ısırgan otu

İpekten sözler üretiyorum, geleceksen gel
Sözler yorgun düşüp kalıyor yarı yolda
Aşk, ve gecenin kadifesine yazılan sözcükler

Yaz beni derin yatağına çekiyor
Ağlıyorum ve diriliyorum yeniden
Yaz bir ölüm uykusu ve bir gece dürtüsüdür
Serin yıldızlar kuşandığımız

Sözcükler derin sulara batıp çıkıyor
Yaz budur ve roman budur

Yaz beni yaralıyor

Ataol BEHRAMOĞLU

Çağ'ın Aşkı

Korkuyorum aslında.Mutluyum,yaşadığım belli anların mutluluğunu taşıyorum hatta taşırıyorum hayatıma.Bazen garip bir düşünce kaplıyor ruhumu.Çok saçma aslında ki o kadar düşünülcek kadar mühim meselelere girmiyorum ben.Bu kadar somurtgan bir meslek bile istemem şahsen.O halde günübirlik olayların benim yüzümü soldurması haksızlık...Bazen çok kurguluyorum ya da merak ediyorum geleceği.Halbuki gelecek bir gün gelecek nasılsa ve bunu değiştirme şansımız yok geçmişte.Aşk... başıma ilk geldiğinde çok küçüktüm belki de.Ben hala küçüğüm sanırım büyüyemiyorum seni göze alınca...Geçmişi kurcalamaya başlıyorum hakkım olmadan.Kendi geçmişimi tabiki de.duygu değişimlerimin sıklığını borçluymuşum kahramanıma.Ama şu var ki,ağlarken de doluydu kalbim,sustuğumda da...bazen gülümsetirdi beni o kahraman gözlerimin içi gülerdi,gözlerim parlardı...Bazen ağlatırdı,ya da o bir şey yapmazdı ama Çağ ağlardı...Ufak bir kız çocuğuydu belki, belki aşık bir kız çocuğu...burdaki 'belki'ler fazlalık oldu ya neyse.Heh ne diyordum yine de parlardı gözleri.'O'gözlerindeki ışıktı çünkü iyi veya kötü ortaya çıkan.Neydi onu değerli yapan?Bunu kendine sormadı bile.Gerek duymadı bile.Kıyaslanmayacak kadar özel , acaba denmeyecek kadar kesindi bıraktığı iz.Zaman geçti,geçti,geçti...Zaman geçti geçmesine ya bazı şeyler hiç geçmedi demek ki...Tek fark sorgulamaya başladı biraz daha.Cevap buldu mu?..bulamadı.Sorular yeni yeniydi,cevaplar aynı sessizliklerdi.Sessizlikler onu hep kendisiyle yüzleştirirdi halbuki.Aldığı tek cevap O'ydu ya adıyla başlardı cümleleri aşk la biterdi ya da keşkeyle başlayıp iç çektiği cümlelerle tamamlanırdı paragraflar...Okudukça hatırlar,okudukça içi giderdi...Umut ederdi ya bazen sonra vazgeçerdi...Vazgeçtiğim yerdeydim...üzerine kapatamadığım bi ateştin...Kapatamadım yine.Seni dışarda bırakıp yeni bir hayat,yeni bir hayal kurulmazmış...Sonlar gelip geçermiş,değişirmiş zaman zaman...ilkler?..onlar kalırmış...Hep kal dedi Çağ kahramanına...O yokken bile sevebilen küçük bi kız vardı...Büyüdü...herşey değişti...Ama hisler aynı kaldı...Artık keşkelerinin ve iç çeken cümlelerinin yerini teşekkür ve sonsuzluk temennileri alıyor...

cebimde kalmış mıyım?

yüzüm kırışmış yanlışların yalanların arkasında... hangi hikayenin hangi parçasında kaldığımı bulamıyorum..geçmiş beni gelecekten çalıyor gibi sanki... hapsoluyorum biyerlere kendimi kaybediyorum yeni umutlarımda kalan kısımlarımı...düşünmekle yoruluyorum artık...Yorulmadan susmuyo haykırışlar...Boş bakıyorum hayata,eskitiyorum uyeni sayfalarımı.yok yere sarartıyorum belki..sarıyı sevmiyorum oysa...Sarmayın bana...sen o diğer öbürü... konuşamıyorum kelimeler tıkılıyor yine boğazıma...Bunalım mıyım,olmalı mıyım...Hayat denen zımbırtıyı abarttıyo muyum, ya da yaşayabiliyor muyum layıkı ile...geçtii...geçtii..klasik sözümdür ki bu benim.. geçen ne peki... özledigim geçenler mi, yok gelmeyenler mi hayatıma...kalemimi özlemeye başlamışım meğer... defterlerimi tüketmişim kelimelerim bitmemiş hala...dökemiyorum içimi,bitiremiyorum beni yiyip bitiren zehrimi... Anlam veremediğim gelişmeler sonu gelmeyen yenilişler...kararını benim veremediğim mahkemeler yaşıyorum..tanıksız,kanıtsız...olması gerekeni yaşıyım diyorum,dağınık bırakıyorum herşeyi...ilerlemiyo bu tren...hayat denen ve vagonlarında yeni sorular taşıyan bu tren işte... kurtulamıyorum...kanatsızım üstelik uçamıyorum da...sadece gökyüzüne bakabiliyorum...umut var , var da ...umut edicek bi çağ kaldı mı acaba elimde.. durun ben bi bakayım ceplerime...

Cuma

yazamayacak kadar yoruldu kalbm

çok karışığım...sürükleniyorum sanki... nereye gittiğimi hangi gemide hangi dümende olğumu farkında değilim... solgunum ¨bugun,mutluydum...ama yorgunum...O kadar ki canım hiçbir şey yapmak istemiyor...Yatsam uyusam uyanmasam düşünmesem... düşündükçe bulanmasa içim,dışım doğru ve yanlışlarla hatta hiç yanlış olmasa yaşananların içinde..sen,ben..!Kaçıyorum kendmden...kimsenin anlayamayacağı anlasa da hak veremeyeceği şekilde uzaklaşıyorum.. Seviyorum...Ama sorgulamıyorum hatta sorgulayamıyorum... Bırakıyorum kendmi.. herkese geçmiş olsun...

Perşembe

Yüksek Çıtalar

Günler sonra gökyüzüne baktım bugün yine kayboldum sonsuzlukta,olmayan bi karanlıktan...Yeniden canlandı umutlarım gözümde... ama hala umutlarımın adını koyamadım bi iki tanesi belli sadece... benim yüzümü güldüren bir şeyler var bu günler.. hala çözemedim nedenini,kişisini...Beklentim mi var hala bu kadar yaşananlardan sonra acımasız veya adeletsiz hayattan... bu sefer kaybedemem elimdekini... kaybetmemeliyim... mutluysam... mutluysan...
Ben hep evlerin önce çatılarına bakardım,hep önce kışların neden yüksek evlere yuva yaptığını düşünürdüm...Bazen bi gökdelende yaşamak... ya da gecekonduların olmayan kısımları...peki şimdi de uçtum mu?yanlış yalın yalnız yanıtsız mı düşünüyorum yine... cok sık kullanıyorum bu kelimeyi bilmiyorum..'bilmiyorum...' ama dürüstüm...keşke bunu görebilseydi cevremdekiler... herkesin gözlemi senin gözlerinde belirebilseydi...
Ben hala çıtamı yüksek hayallerimi imkansız tutuyorum... Bunu yapmayacaktım bir daha ama yapıyorum...yine gökyüzü benim... yine çatılardaki kuşlar soru işaretim... ben yüksekten uçmayı seven biriyim... benim hayallerimi,umutlarımı kaldırabilecek misin ki?? bi isim koysam , gülümseyebilicek misin herşeye ragmen...

Pazar

Yaş'lı

Engelleyemedim kendimi tutamadım ellerimi... deftere yazdıklarım az geldi yaşadıkça gördükçe içimde patladı hepsi... insanlar garip... herkesin gözlerinde bir yaşam sırrı gizli sanki.. bi iz tasıyorlar sanki alınlarındaki cizgilerde ya da henuz bırak cizgiyi dişlerinin çarpıklıgı geçmemiş minicik ellerinde...Garip duygular tasıyorum yuregimde , tasıyor yuregim,tasıyorum işte...var gibi yok gibi.. az gibi cok gibi... duygularımın zirvesinde sanki butun dunya ayaklarımın altında... ne tur duygular bunlar bilinmez... yasama sevinci bası cekiyor sanırım.. İnsanlar garip... farklısın farklıyım... ama farkettim ki her insan ayrıymıs toplumdan dierlerinden... farklı ve yaş'lı... kimisi mutluluktan,kimisi acıdan...

Şimdi ise bi insan profili ciziyorum kendime.. sorun yok sorun tahmin edemediğimiz içimizde... Biraz umut biraz gülücük olsun renklerinde... siyahların olacak elbet olmalı da beyazları farketmen için ama sen gri olma... ya pembe ol ya mavi ya turuncu ya da mor... renklensin dunyan...umutlarını hatta umutsuzluklarının gözünü boya... biraz neşeli biraz hevesli hayallerinin peşinde bi profil olsun bu... benim olsun... hatta bu ben olsun....

haydi hayırlı aksamlar olsun :)

Cuma

veda...

yoo yoo... gözüme toz kaçtı... klasik bi yöntemdir bu ama kimse yemedi... bal gibi ağlıyosun işte... işin kötüsü sen bu sahneleri daha once onlarca kez yaşadın.. hani öğrenmiştin büyümüştün...bi kez aglamıstın hemde canından can koparcasına,elinden şekeri alınmış cocuklar gibi belki,onlar okadar değerliydi ki o yaşlarda,büyüdükçe daha değerlileriyle tanıstı çağla...ama susmak için bi şeker kesmedi onu sonra...agzına biberon bulamadı ya da onu avutacak bi oyuncak...budevirleri gercekten gecmişti,değil mi?susmayı beceremedi,neyin iyi geliğini öğrenemedi...ama neyin kötü geldiğini hissediyordu çağla...hayat ona kötü geliyordu.susamadı...bulamadı oyuncağını...yenildi kendine...yine ağladı...sonra sonraları da gelmişti hatırladın mı... canım dediğin zaman canın acırdı..her defasında acıdı...yılar mı çağ pes eder mi etmedi...çok dolmusum... ne zamandır aglamıyodum bu kadar... ust uste gelen butun olaylarda yne basrol benim tamam... biliyorum... çekiyorum... anlam veremiyorum ama anlıyorum... kendimi garip hissediorum... ıı şey... köstek gibi...yatmak istiyorum sabaha kadar yastıgımı sırılsıklam yapmak... yakalncam korkusuyla aglamak hiç zevkli deil... ama aglamak zevkli...büyüyemedim...biliyorum bu gidişle daha çok acır içim dışım...bugun ust uste geldi her sey
pişti deil yanık oldu artık...dört mü beş mi kac ayrılık ust uste geldi saymadım... önce dostluk dedim dilim yandı önce aşk dedim içim yandı... önce ben dedim... baktım ki bi ben kalmamış yetecek kadar bana... herkes paylaşmıs hor kullanmıs... kendime yetemez hale gelmişim..kendime katlanamaz...su anda bi omuza o kadar ihtiyacım var ki... ama herkesin bişeylere ihtiyacı var dimi... bugun saat 7 ye kadar polyanacılık oynadı çağ... saat 7 de puff... balkabağına donustu... patlayan sadece düşleri değildi...olaylardı aynı zamanda...tozpembe tozblutunun içinde boğulmaya başladı...anlam veremediği olayların başkahramanı kesiliverdi... ama o basrolleri zaten severdi hep sevdi... yine kacmadı...öss zamanı bu hiç olmadı... bi kez daha anladı çağ.. fallara inanmak gerekirmiş... yine inandı falına... fal oldu zaten hayatı... çağ bi tek şey de başarılıydı oyunculukta... gerçekten hayatıma borcluyum bu kadar duyguyu... teşekkür ederim hepinize.... bu kinaye deildi içten bi gülümsemeydi... sizinle duygulandım cnku ben... ağlamayı aşkla ögrensemde değeri dostlukla kavradı çağ... sadece fazla güçsüz.. fazla enerjisiz artık hayata...kendimle başa çıkamıyorum...ne istediğimi neden yaşadığımı bilmiyorum... fazla boşlukta kaldım... artık beni ne adam eder bilmiyorum... sadece gitmek istiyorum... herşeyden herkesten heryerden fazlasıyla gitmek... beni benimle bile baş başa bırakmadan...bi süre yokum hiçbi yerde(telde,nette,face de...)... kmse şahsına alınmasın sakın... benim derdim kendimle... payı olanlarlar vardır... ama arkadaslarım bunların dısındadır... sizi hala seviyorum...

Genel anlamda arkadaş ve aşklarımda...Sen beni üzdün,ağlattın...o beni kutardı güldürdü... şu beni ağlattı,yıprattı...diğeri unutturdu yanımdaydı... şimdi hiçbiriniz yoksunuz... ama ben neden nötr kalamıyorum... ki...

hoşçakalın...

Çarşamba

Mutlu günün içine sıçılması...

Ahh ahh... niye dertleniyosun eyy çağla.. eski gunleri ne diye kurcalayıp duruyosun... giden gitmiş kalan sağlar bizimdir...hem daha niceleri çıkar karşına çıktı,çıkacaktır da... kurclamak yakısıyormu sana tavan arasına kalkmıs tozlanmıs hatta yazıları silnmiş o defterleri... onlar seni mutlu edebildi mi ki... yanlıs kişilerle ne diye uğraşıosun..unuttun mu üzmek yoktu mutlu etmek vardı kendini...bana kendimden başka kim yarar sağlayabilirdi ki... kişi listemi değiştiriyorum baştan başa... baştan sona çağ olacak artık maddelerde... kimin nasıl işine gelirse... haydi eyvallah...


Oysa nasılda eğlenmiştim bugün... pınar hocamı da görmüştüm ne guzel... hamburger de yemiştik... oysa nasılda beş yaşında cocuklar gibi gülümsüyordum cevremdeki her hadiseye... oysalarımı ne kadar cabuk yıkıyorlar... anlamıyorum... anlamaya calısmıyorum artkk... be yoluma... gerisi çöp tenekesine...

Cumartesi

Doğumgünüm...işte mükemmel sürpriz ve basroldeki hediyem :)









Neden böyle bi günü ikinci hatta üçüncü plana attım bilmiyorum.Belki de iki gündür süregelen aşırı tempomdan dolayıdır...Yedi mayıs ta hiç beklemediğim olaylarla girdim yeni yaşıma... saat 12 yi gectiginde beklediğim bi kaç insandan msj gelmemesine karşın beklemediğim bir cok insandan alığdım mesajlar beni şaşırttı.. hemde 00.00-00.10 sularında...Mutlu oldum mu... evet... ogün muthiş şekilde hasta olmama ragmen msjlara gülümseyebildim... herkese teşekkür ederim şimdiden..




Bi sene nasılda geçti,neler yaşandı benden izinsiz hayatımda...secerisini tutmak mümkün değil.. o kadar dışında kaldım ki bi ara hayatımın,tekrar rolume girmem zaman aldı bayagı...unutulduğumu sanmıtım yinede o gün bişeyler eksikti sanki birileri giderken dieri gelirdi mutlaka ya da hayatın belli donumlerinde aynı kişilerle karsılasamazdı insan...bunun farkındaydım ama buruktum hala... neredeydi o neşeli çağla... nerdeyse ağlayacaktı...ama akşamüzeri yaşadığı o muhteşem supriz kendine getirdi onu... demekki hala birilerince değerliydi bu hayatta... var olan yaşama bi kaç gülümseme daha ekleyen insanlara sahipti hayatında...mutluydu..daha mutluydu...tekrar açtı gözünü silkelendi ve artık 18'im dedi... gülümsedi... kazık kadar olduğunu farkına vardı :)Büyüdüm dedi... ama dün akşamki gibi blutlu gozlerle deil,gökkusagı olacak sekilde gözleri renklendi...renklendi hayatı... yağmurdan sonraki güneş gibi...Teşekkür ederim o mukemmel sürprizin sahipleri... şimdi o gun aldığım en guzel hediyenin keyfini cıkarıyorum :) sizi çok seviyorum...

mimmm :)

Mervem tarafından mimlenmişim .. ehh bizde hayal listemizi yapalım o zaman...Listelere sığmayacak kadar çok olsa da...

*Hayalimdeki Üniversitelerden birine kapak atmak :p
*Ailemle bi araya geldiğimde dışarıya verdiğimiz etkiyi içeriye de yansıtmak...
*Mermisi ve Bilgemisiyi aynı hastanede görmek =)[[heşmire olaraktan tabii ki de]]
*Konservatuar sınavını kazanıp tiyatronun eğitimini almak...
*Demet Akbağ,Metin Akpınar ve Erol Günaydın vb. değerli isimlerle aynı sahneyi paylaşabilmek...
*Bir gün hayallerimle ilgili ailemden tam destek almak...
*70 yaşıma geldiğim de bile Mervem'i ve Bilgem'i yanımda gülüşürek bulmak...
*Bilgem'in gülerken videosunu çekebilmek x)
*Herkesin beni güzel hatırlamasını sağlayabilmek...
*İşte bu diyebildiğim bi insanla ömrümü tüketmek...
*Yazdığım şiir ve kısa yazılardan oluşan bi kitap çıkarabilmek...(abimcimle)
*Hiç susmamın gerekmediği bi ortama sahip olmak xD
*Mervem ve Bilgemin benim esprilerime katlanabilmesi xD(bu tam bi hayal oldu ya neyse :p)
*Ve başıma sürekli gülümseyerek tepki verebileceğim türünden olaylar gelmesi...

Cuma

8 mayıs'ın hüznü... Aşı bile yok edemedi ayrılık virüsünü


Gerçek oyunlar içerisinde yalan oyunculuklar sergiledik... süremiz doldu ve veda ettik tek tek... ilginçti yasanılanlar,ilginçti bu vedanın bile hüzün vermesi...son kez bakarken koridorda dort senem teker teker gecti sanki gözümden,gönlümden... tüm yaşanmışlıklar ,yarım kalmışlıklar...pişmanlıklarımla keşkelerimle iyi kilerimle dolu olan bi mekana vedaydı bu... son üç derste koptuk nasıl mı bizim o otoriter kürşad hocamız butun gun okulda muzik caldı kopardı bizi... bahceye cıkıp oynamayan disipline bile dedi :) oynadık elbet en azından alkısımızı tuttuk...sevindik.. bitmişti,kurtulmuştuk... ama acıtırmış her son insanı...vedalar hüzün verirmiş herseye ragmen...Biliyorum zaman gectikce baska huzunler baska sevncler ve anılar alacak yerini...unutulacak mazide bu gozyasları ... ama o gun gelene kadar ne olacak.. hiç bi zaman hayatta belli bi yere aynı sahnede aynı role sahip olamayacağız...artık buna eminim... geçici yaşıyoruz,günübirlik gülüyoruz olaylara,olanlara... yarına taşıyamacak kadar yanardöner bi dünyamız var çünkü...ve suanda yanan dünyamın dönmesini istiyorum bi an once..giden zaman ve yaşanmışlıklar geri gelmeyeceğine göre bi cabukta gitsin bitsn istiorum... asık suratlar yerini tebessümlere bıraksın alışılmış bi tebessüme...küskünlükler boy gösterdi yeniliklerde kurtuldu ruhum... peki ben gidebilecek miydim.. okuldan elbette peki ya hayatımda onemli pauyı olan o insanlardan... gideblir miydim ya da gitmeli miydim... sorularla uyuşmuş beynim..sorulardan cok verebildiğim cevaplarla ilgileniyordum bugun... kimse arkamdan bakıp keske dememeliydi acık bi hesap kalmamalıydı ve herkeste iyi kötü bi gülümseme belirmeliydi adımla... Çağla insanlara huzursuzluk vermemeliydi... Buna bugun su savaşından sonra karar verdi... henüz uygulamaya gecmedi.. güçsüz ve cesaretsiz bedenlerimz elbet bir kıvılcımla yangınlara ulaşacaktır...

Perşembe

mayhoş


Zaman su gibi akıp geçiyor...nerdeydik nerede kalmışız zamanın... kayboluyoruz içinde..kaybolmuştuk zaten birbirimizde... her gecen gün yeni umutla yeni 'ler' taşıdı hayatımıza... alışamadık tutunamadık belki hiçbirimiz... illa ki bi kac keşke bıraktık cumlelerimizin başında...belki lerimizi eklemeyi unutmadık yuklemin ardına... umutluyduk çunku ne olursa olsun bizim yegana yaşam sevincimizdi o duygu... umut...
ışık gibiydi karsımıza cıkanlar bir fırsattı açılan kapılar ve biz o kapıları dısardan kapatmayı tercih ettik... herşey içerdeydi... biz kendimizi dışarı kilitledik...gözlerimiz sadece olanı görmeye başladı.. ne olmuşu hatırlıyorduk ne de olacakları düşünüyorduk... biz düşünmeden yaşıyorduk...yarının planını yapmadan,kimsenin listesine dahil olmadan..hayat geldiği gibi yasıyorduk gittiği gibi basıyorduk düğmemize kapatıyorduk kendimizi bir süre... karşılıklı ama birlikte hiç konusmadan ama gizlemeden bir şeyleri... istemeden şeffaftık aslında...karanlıkları gorebilecek kadar beyazdı cam,ayıpları örtecek kadar karanlık beyaz...birimiz öğretmenken diğeri öğrenci olamadı hiç...ya ikimizde öğretmendik dinlemeden öğretmeye calısan ya ikimizde öğrenciydik anlamaya hazır ama konusmaya tâkâti olmayan... ikimizde büyüdük,yetinemedik küçüldük... ceplere sığar hale geldik... unuttuk kimin cebinde unutulduğumuzu... ayrıldı bi ara umutlar,suya düştü hayaller...kanalizasyon kadar pis,onun bile kirletemeyeceği kadar saf hayaller...sen hep benim iç cebimdeydin oysa... arada sırada içlendiğim,sana şarkılar söylediğim,herkesten sakladıgım sakındığım sen... sen bendeydin... ben sende seyyar bir haldeydim... bazen ayağının altında can çekişen bazen gömleğinin sol üst cebindeki ürkek...bazen kaybolan sende seyrek...isteyerek ya da istemeyerek... senin olduğun yerlerde fedai olacak gibi...paragrafın başı sen isen sonu kötü de olsa ben gibi... senin olduğun heryere sığmaya çalışmak gibi...olduğum heryerde sembolüm gibi...sen kendinle konusurken bana gelen sinerji gibi... var gibi yok gibi... baş gibi son gibi... 'gibi' gibi... vazgeçilmezimsi bi tad mayhoş damaklarda...

Çarşamba

İstemiyorum Kendimi

karamsarlık diz boyu bugünlerde.. yazmıyordum ne zamandır içime atıyorum sözlerimi yine.. Nazım'ın da dediği gibi,ceset torbası oldu yüreğim.. haftanın yedi gununden dört günü hastayım muhtemelen hastalık hastası olaya adayım.Güçlü değilim , güçlü hissetmiyorum kendimine zamandır... Üçten sonra saymayı unuttum başıma gelen güzel olayları... Dilim susuyor da gözlerim kin kusuyor bazen..kinlendiğim kimse olmamasına rağmen.. hayatadır belki bu öfkem emin değilim.Çok yoruyor çok yıpratıyor beni.ama suclu benim.. ne beklenir ki hayattan acımasız işte... umutları insanın bitarafına dizip gülüyor sadece... kapanan kapılara sayamadım da açılan bi tanesini bulamadım.. hep kendi kapılarımı yanımda tasımak zorunda mıyım?? sanırım bi süre arkadan bakan olacagım,gidenlere el sallayan... mecalim kalmadı ki ugrasmaya.. ne hayallerle ne insanlarla... meçhul bi hayat sürerim belki daha fazla gülümserim boylece... yoksa bu sekilde devam edersem bi gün gamzelerim oldugunu bile untabilirm...kmse yokmuş,herkes varmış...ben herkesin yok olduğu bi yerdeyim sanırım...Soyutladım kendimi,soyutlandım .... sanırım boylesi daha iyi... okdr bıktım ki canım en sevdiğim seyleri bile yapmak istemiyor..yaptıralamıyorum da zaten... hani o çağlanın en sevdiği... hani şeker gibi çikolata gibi... büyüdükçe yerini daha farklı seylerin hayallerin aldığı ümitleri... neyse... o kadar şevkim kırıldı ki ... uzanmaya çalıştığım dallara el sallar oldum... onlar gökyüzüne uzanırken benim ellerim yerin dibine geçmiş... bunaldım... istemiyorum...istemiyorum...istemiyorum işte... belki ki kendimi...

Pazartesi

'Gibi'

Anlaşılmaz,inanılmaz,büyüleyici,körükleyici,yakıcı ve söndürücü bu yaşananlar…aklım olması gerekenin dısında kalbimi nerde unuttum? Parcalandım toparlayamıyorum bi mtlu bi mutsuz çoğunlukla yalnız ve düşünceli… kendimi anlamıorum kendimi tanıyamıyorum.. baskalarından beni tanımalarını nasıl isteyebilirim ki o halde?benim oyunum benim sahnem benim rolum ne peki? Şarkılar ve sözleri… yine mi kendimi bulmaya başlıyorum acaba? Ya da yine mi kaybettim… hayalgucum yuksek benim.. hayalimde yasarım yasatırım öldürürüm yazarım… kaybettiğim biri gibi…bulamadığım ama varlığını bildiğim.. ilk gibi son gibi… var gibi yok gibi… tüm kötü olayları iyiye bağlayan ‘gibi’ eki gibi…ellerim buz gibi… her zaman ki gibi… hep!!!kesik bağlantılar , ruhlarını yitirmiş insanlar.. bunların tamamen dışında ya da tamamen içinde bir çağla… yerini henüz bulamayan nereye yerleşeceğ,ni saptayamayan… kendini sabit bi yere konduramayan o özgür kız…hayalleri olan,onlarla yaşayan… küçük ama büyük… büyük ama küçük …

Uzandığında tutacak kadar yakınım baktığında göremeyecek kadar uzak…belli bi yerim yok hayatta… bazen el sallayan oluyorum gidenin ardından bazen siren düdüğünü cekip giden tren…ortası yok hayatın.. ortalarda yaşamadım,yaşayamam ben…elveda yolcu hoş geldin ey … günler geçiyormuş hoş hala geçiyor gece gündüz gündüz gece… öğlen değilim ben.. geceyim bazen güneşim çoğu zaman… başlar ve biterim..Başladım bitemiyorum…

Çarşamba

uffff yaa sözüyle başlayıp biten günler

ouff yaaa... son gunlerde fazlaca kullandığım bi kelime bi sözcük bi ufff sözcük grubu işte...fazlaca karmaşık bazen karamsar bazen daha garip.. evet evet asıl kelime bu garip... uzun uzun anlatmalıydım belki yazmalıydım en ince ayrıntısına kadar ama...sus diyor içimden bazı hisler sus diyor bütün mantığım...bazen belli belirsiz gülücükler saçılıyor etrafa bazen belli belirsiz bi hüzün.. dengesizim sanırım fazlaca... yaşadıkça yaşlanıyoruz...zaman geçiyor,zaman geçiriyoruz...önemli olan ne diye düşündüm geçen gün.. evet ne? ufff neyse ya... anlatamıyorum bile.. kilitlendim...ilginç , güzel, süprizlerle dolu ve garip.. evet evet en cok da garip bi dünyada garip rollere sahibiz... hangisi olduğumu çözemedim daha fazlaca rolum var sanırım..herkes hayatının bi parçasına koymaya çalışıyo..bazıları başrol bazıları figuran... ama .. ama... ben kötü kızım... iblis belki de.. bilmem olabilirm.. ben kendime bile cok rahat zarar verirken... mesuliyet kabul etmiyorum olanlardan dolayı ve olacaklardan olayı... hata olmamam ve hata yapmamam dileğiyle ...

Cumartesi

Uzun bir aradan sonra

Garip günler geçirdim garip zamanlar..kendi kendimle boğuşur oldum ... kayboluyorum bi yerlerde,bir şekilde... farkına vardığımda ise çok gecikmiş oluyorum.Bir mutluyum iki mutsuz... Geçmişten kaçış ya da kurtuluş diye bir şey kalmadı artık... Çünkü umrumun çok dışında gelisti olaylar.. hala da gelişiyor.. korkuyorum çoğunu yaşarken..gözlerden uzak,gözlere yakın... ellerim soğuktur çoğu zaman.Ben bu durumu psikolojik olarak değerlendiriyorum.. tepkilerimi dısarıya veremediğimde ellerim devreye geçer adeta... o yüzden hep soğuktur.. ya içimi dökemem dısarı yutkunurum ya da bakarım öyle boşboş.. aslında dolu...anlatılmıyo ki işte.. ne zaman konuşabildim ki ben.. kim dinledi beni? ben anlatabildim mi peki.. evet haklıydı bu sözdü söyleyen...neydi söz düşünüyorum hemen.. hiçbir zaman birbirimizi tanıyamayacağız.. evet gerçekten tanıyamacağız.. ben bile kendimi tanımıyorken beni tanımanızı beklemem saçmalık olmaz mı??saçmalamayı seven veya saçmalamayı adet edinen biri için pek de saçma olmaz ki.. işime geldiği zaman işime geldiği kadarım sanırım...

Perşembe

''Kopyala-Yapıştır''dım


Bir kez daha açtım şarkımızı ve dinliyorum.. hangi şarkı deme, bütün şarkılar bizim ki..Çok yoruldum bugün,çok kırıldı ruhum bi ara.. toparlarken eşyalarımı ben dağılmışım farketmeden.. sonra bi mesajın yetti sanki hatırlamama yalnız olmadığımı.. bi gülüşün yetti sesinin rengindeki.. hımm dur bakayım ne renkti.. gökyüzü mavisi..
Biliyorum bazen bir takım sorularım,sınırlarım ve kaçışlarım korkutuyor seni ya da düşündürüyor gecelerce bana belli etmesen bile... bunları düşün diye yapmıyorum aslında..ama bilmelisin ki yalnız düşünmüyorsun işte.. hiç birşeyi yaparken yalnız olmadığın gibi bundada yalnız deilsin işte.. yalnız bırakılır mı ki??senden biraz tuz.. benden biraz karabiber.. yok yok acı oldu bu yemek.. senden biraz şeker.. benden biraz limon.. hoş oldu sanki limonlu kek gibi.. maybhoş ama vazgeçilmesi güç bi tad işte.. evet.. ideal tadı bulmaya az kaldı.. peki ben neden limonum? ben sarı mıyım? yoo .. gayet esmere yakın koyu kumral.. ama sanırım insanlara ve duygulara ekşilik katmayı seviyorum..yüzünü burusturduğumu bildiğin halde vazgeçememen gibi.. yinede gözlerin sulanırken dudağının kenarında küçük ama samimi bir gülümsemeyle kaldığım gibi...
içim titredi.. üşüdüm sanırım.. çok normal değil mi? saat 01,34... gecenin tam bir otuzdört yarısı :) tamam tamam kötü bi bağlama oldu.. gecenin bi yarısı dicektim..sen şimdi kimbilir kaçıncı uykunda kaçıncı ruyanda neler goruyorsun.. belki de beni goruyorsun.. düşünerek yatmışsan eger ki goruyorsundur... goruyorsan hissediyorumdur... uyurken bile özleyemiceksin beni.. okadar hayatındayım ki..istemesende gölgen misali peşinden gelecek gibi..saat 12yi vurunca terkedecek gibi.. benimle uyuyorsun belki rüyalarında.. hayal ediyorsun alabildiğince aşkı...o zaman yine ben geciyorumdur bu cumlenin içinde... geçiyorum değil mi?? senden değil korkma.. senden hiç geçilir mi??bak hissediyorum ... muhtemelen şuan goruyorsun beni.. sabah lkalktığında hatırlamasan bile, ben bunu hatırlatırım sana günün birinde..aslında hiç görmesen bile.. merak etme yalnız deilsin.. sen beni gorurken ruyalarında bende seni katıyorum o hayallerimin düşlerimin arasına... ama rafa kaldırmıyorum işte... sen sık kullanılanlardasın bilgisayar tabiriyle =)seni 'kopyala'dım ben herbir yere 'yapıştır'dım ki:) kaybolman imkansız yani.. format atmadan bana :) ama sen iyi anlıyorsun bu işlerden.. öyle bi hata yapar mısın ki? yapmazsın dimi..yapmazsınn ki...

yine çok uzun ve saçma biraz duygulu biraz da teknik bir yazı oldu sanki :) gecenin bu saatinde benden başka ne beklenilirdi ki zaten =)neyi düşünmem beklenir di ki...senden başka..

Çarşamba

BiZ


Üzgünüm bi karışıklık daha yarattığım için bugun.. mutluyum uzaktan,mutlu ediyorum uzaktan.. ama cevremdeki insanlara hep acı mı yansıtırım ben.. kendime yakın olduklarını bildiğim için mi bu kadar gaddarım.. bugün bi yazı okudum hatta az önce.. aklıma ilk ve tek gelen 'özür dilerim' cümlesi oldu..evet bugun ya da yarın yazdıkların da farklı olmazdı.. cunku hep aynı şeyleri hissettiriyorum.. farkındayım..seni yargılayamam yorumlayamam ki.. bazen iğneyi önce kendime batırıyorum.. ama his yok.. bugunlerde hissetmeye baslamıstım halbuki.. bırak iğneyi batımayı baktıgım zaman bile acısının nasıl bişi oldugunu duymustum damarlarımda.. sana bakıp ta hissettiğim gibi aynı.. ama bu acı deil ki.. başka bişi sanki.. acı olmamalı.. bazen ekşi bile olsa,tatlı olmalı işte..taptatlı..yüzümüz ekşirse iş biter.. ben yeni yeni farkediyorum ne zamandan beri gamzelerimi.. bak gözlerinin içi gülüyor sanki.. farketmedin mi aynadaki beni?? ben hep gülümsüyorum işte sana.. hissetmek önemli..ben giderken sen kalma geriden.. arkamdan bakma.. sende gel işte yanımda?.. bir gun gideceksende tereddut etme lütfen.. arkanı dön ve koşar adım uzaklaş.. ama yok yok.. bu sefer gitme işte.. sen farklı olmalısın.. öylesin dimi? gitmeyecek gibi sanki.. beni heran 'kaybetme korkusuyla yasamak ne demek'sorusunun tadını bilmeden yaşat..hayat hızına hız katarken kaybolalım zamanda ne cıkar.. geriden gidelim biz yavaş yasarız,az yaşlanırız,zor bitririz belki bazı seyleri bu sebepten.. bu bitemediklermiz,bitiremediklerimiz yalnızca biz olurduk.. olmaz mı??
korkarak yaşıyorsam korkmadan ölmeliyim.. ama ölmek de nereden cıktı şimdi?? hayatın anlamını yeni yeni öğrenebilirim.. öğretebilirsin.. öğretir misin?? hiçbir şey bilmiyor gibi.. ya da herşeyi biliyor ama çaktırmıyor gibi..unuturuz ya da önümüze çıkan köstekleri..engeller aşılmak için vardır zaten takılıp düşmek için değillerdir,değil mi?
Düşünme herşeyi.. bu seni üzecekse düşünme.. sor .. razıyım.. cevaplarım.. sen üzüleceksen düşünme işte.. ben yeterince düşünüyorum zaten.. paylaşırıs olmaz mı? bi paylaşım daha en zararsızından.. birbirimizin yükünü azaltırız yine.. hep varmışz gibi,yeni tanısmışız gibi,beraber yaşlanmışız ama hep çocuk kalmışız gibi.. biraz sen gibi.. biraz ben gibi.. hep biz gibi.. tek kelimede hapsolan ama mutluluk yankıları tasıyan bi kelime 'biz...'

Salı

Karşıtım Ben Bana


Ne yazmalıyım.. ne yazabilirm ki.. aslında şuan izlediğim bi kaç filmin etkisinden olsa gerek duygusal olmam gerekiyor.. ama ben öfkeliyim! bütün sonlar aynı çünkü,bilindik hikayelerin hiç bilinmedik sonu yok nedense..hayatta bir filmse riske edilir mi bi ömür?harcanabilir mi bir çift göz uğruna..cevap belli.. evet değil. hayır da demedim ama. sadece cevap belli..

yanlış zamanda yalnız bir mutluluk.. çünkü anlamıyorum bazen,anlaşılamıyorum herzaman...Beraber güzel gülüyorsak,beraber mi gülüyoruz gerçekten her zaman.. sesimizi duyamadığımız da,soluğumuzu hissedemediğimiz zaman da..mutluysak beraber mi mutluyuz acaba??Hissettiğin zaman,hissettiğin anda hissettir bana kendini,hislerini...cesur olduğumuz kadar korkağız işte.. biliyorum bi neden sorusu daha gelecek bana bu cumlelerden sonra.. söylemesende duyacagım kulaklarımda..sorma.. biliyorum işte.. korkağız..cesurken mutluyuz ama.anı yaşarken bi tebessüm kalıyor dudaklarımızın kenarında..çok meraklı ben susyorum sana gelince.. en merak ettiğim seni soramıyorum sana.. sormuyorum ya da.. sorgulamıyorum işte.. düşünmeden yaşıyorum düşünerek..

bir şey ya vardır ya yoktur.. ortası yoktur herşeyin.. ben genelde ortasız olan seyler yasıyorum.. peki neden ortalara çekmeye çalısıyosunuz beni.. sorularınızla,sorunlarınızla,kelimelerinizle...uçlardayım..sonlardayım.. dipteyim herkesin göremeyeceği kadar derinim suyun yüzeyine..derinim işte

herkesin ağladığına gülebiliyorsam bir şeyler düz gidiyor demektir.. yanlıs mı dedim? hayır.. bir şeyler ters gidiyor demem beklenemez ki.. zaten hayat olması gerekenin tersine gidiyor..olması gereken duzenin çok fazla dısında..o halde burda düz olan ben kalıyorum geriye.zıttız çunku hayatla.. o beni ağlatamadı hala..hep derdim ya hayatın getirdikleriyle değil yanımda taşıdıklarımla yaşıyorum ben.. karşıtım ben bazen bana bile..

bu da yine saçmalıklarla dolu bir saçmalama oldu işte.. bazı şeyleri rafa kaldıralı çok olmuş.. tozları , mikropları yutuyorum.. hasta oluyorum bazen.. hasta ediyorum çoğu zaman..şimdi değil..hep..

Pazartesi

Sendeki Ben


Ahh şubat yolcusu ahh..Güya yazmayacaktım bugun.. sonra bir şey oldu vazgectim,vazgectim işte.. ne oldu deme? gerek yok ki..uff ne yazayım şimdi ben.. anlatamıyorum ki sana kendimi zaten.. nasıl yazayım.. vazgecme olmaz mı.. ben kacmaya calıssamda sen gitmesen benden.. bazen pişman olup hüzünlü baktığımda güldürsen yüzümü.. sen hiç bırakmasan ellerimi..bakmadan görebilsen bendeki seni..Peki ben sende ne kadar hüküm sürmekteyim? hüküm sürmekte miyim? ne kadar seviyorum ? ne kadar seviliyorum.. seviliyor muyum??Tanıdğım gibi olsan,hep olduğun gibi kalsan.. hep bende kalsan... olmaz mı??ilgini çekmek o kadar zor ki bazen.. ama benden bağımsız ilgileniyorsun benle biliyorum.. benim bile bilmediklerim var sende.. benim göremediklerimi görüyorsun işte çağla 'da.. İlgilenmeni seviyorum.. dikkatini cekmeyi.. merak etmeni..ve her merak ettiğini öğrenememeni..
nedense hissediyorum seni.. canın skıldığında moralim bozuluyor.. bana kızdığında başıma ağrı giriyor..tehlikeye koşar adım gidiyorum belki.. ne önemi var ki.. bi de fazla patavatsızlıklar olmasa..
istediklerim,istemediklerin..söylediklerim,gizlediklerin.. madem bütün sonlar aynı oluyor.. neden sona yaklaşmalı ki? ben ortalarda iyiyim sanki..
bazen sana gülümserken bile içim ne kadar acıyo bi bilsen.. neden deme niye deme.. sorgulama bazen işte.. anlatmak istemez miyim sanki ben.. anlatamıyorum ki.. düğümleniyo boğazımda işte.. anlat bana deme.. kelimelerimi içime döküyorum çoğu zaman işte..kalbini görmeyi isterdim.. gerçekten.. sanırım bu aralar ihtiyacım var.. sendeki beni hissetmeye..

Pazar

Çok BeN'li Bi Ben


nedense bugun karmaşık sözlerle uğrasmak,bin turlu şeyle dolu olan kafamı bi kez daha kurcalamak , derin anlamlar aramak ya da yansıtmak istemiyorum kimseye.. bugun hiç bir şey istemiyorum belki de.. ya da ne istediğimi bilmiyorum işte..

başım çatlıyor..yorgnum..halsizimn.. evet karamsarım bugun.. neyin yorgunlugu var omuzlarımda hala bilmiyorum ama ağır geliyor işte.. biri bana yardım etsin.. yoksa ezilicem bu kadar yükün altında.. pfff .. ben kendime yetiyorum cogu zaman işte..yetiyorum..

bugun karamsarım.. sabah yalın uyandım.. öğlene kadar bin turlu sey gecti kafamdan.. muhtemelen 998 tanesi duruyordur hala..

anlaşılmazım bugun herşeyden , herkesten daha fazla.. henüz ben bile çözemedim kendimi.. ben.. ben.. ben işte... çok benli bi ben oldu bu yazımda hepsinden farklı.. BEN'cilim bugün..

Cumartesi

Gökyüzü mavisi ve Tozpembe...


Yeni yollara,yeni insanlara alışmak zaman alır.. evet.. peki neden bu olmadı?? yeterince uzun zamanım varken parçalara bölmek için neden bunu kullanamadık...iyi olduğum söylenemez.. garipim.. çökük bi halde.. olmaması gereken zamanda olmaması gereken seyler söylenmemesi gereken sözler ve bunu işiten bi kalp.. camdan..hemde şeker camı..

Yoldayken bugün biçimsiz şarkılar dolandı dilime.. nerden geldiyse artık.. nedense kendimle bagdaşıyordu çoğu..hatırlamıyorum ki şimdi tam olarak neydi.. ıı dilimin ucunda halbuki.. peki sen niye kalbimin ucunda değilsin? sen nerdesin? bu aralar cok sık kaybediyorum seni,bulamıyorum.. gitmiş olamazsın.. peki ya kaçtıysan..uff yoruldum düşünmekten.. gözlerimin içini güldürebilirdim.. ama sanırım yine bi hüzün.. gittiğim her yer sen.. gittiğim her şey bir parça aşk.. ne aşk mı? hoppala.. şşş sus sakın kimse duymasın.. kendine bile söyleme bi daha bunu..artık durmalı,durulmalı hatta geri adım atılmalı..hissettiklerinin ne işi var orta yerde.. topla onları cabuk .. izi bile kalmamalı.. kendine söz gecirmeyi ihmal etmiştin bi ara.. yeniden başlamalı kendini dolduruşlar.. yeter.. insanın dili bir kere yanmalı.. üst üste bi kaç hata insanı yaralamaz artık. gün gelir öldürür ,aşka dair kalan tek seni.. tatlı,tatlı.. yoo artık acıyım sanırım biraz daha.. sen yine de tatlı kal..

karanlık.. karanlıktan çıktım..girdiğim yer zifiri karanlık.. önceden bi iki göz görebilirdim.. ama artık...görebildiğim yegane gözler nerde?? peki ya senin gözlerin?? aynı kulvarda kosmuyoruz.. ben sağa doğru gidiyorum sen aşağı doğru.. zıt anlamlı da değiliz eş anlamlı da... ben bazen yanına gelmeye çalışıyorum bunu farketmesende.. sonra sen sayfa değiştiriyorsun.. ben öteki sayfada mahsur kalıyorum..bir 'günlük defteri'ne bile sığamıyor muyuz??ben yürüyorum sen depar atıyorsun..ben yoruluyorum.. tıkanıyorum arkandan bakarken.. sen kendi yolunda gözlerin arkanda koşuyorsun tozu dumana katarak..senin gözlerinin arkanda ne işi var ki?? gözlerin arkanda kalacaksa hep benim adımın senin adının yanında ne işim var ki??önünü görmuyorsun bile ben onundeyken.. yanımdan gecerken farketmiyorsun beni.. tam konusacakken toza dumana boğuveriyorsun işte...yine yutuyorum söylemek istewdiklerimi.. zaten söylenmemeliydi.. artık konusmamak uğruna tıkanmak belki de en iyisi.. yoksa kusacağım.. bütün seni ,kimseye sormadan.. içime kusacağım.. kalbimin orta yerine.. içimi zehirleyemezsin ki sen.. kıyılmaz ki.. biliyorum.. ama bilmek yetmiyor bazen.. dört gözle telefonunumun ışığının yanmasını beklemicektim.. beklemicektim işte...her cümle bana bin destan anlatmayacaktı..

Gök mavisiysin sen..toz pembeydim yanındayken.. Sanırım gökyüzümü kaybettim.. kararttım hayallerimi.. karanlıkta kaldım.. peki şimdi benim tozpembe hayallerim siyahın yanında ne ifade eder ki.. belli bile olmaz ki.. fark edilemem ki... şimdi bizi hangi şarkı söylemeli.. aşkın e halini yaşamadan aşkın yalın halini yaşıyorum işte şimdi.. sen cümlene nokta koyarken.. ben hala tek hecede tıkanmışım demek ki.. tek hece dedim dimi?? var,yok,sen,ben,... hayır bunlar değildi sanırım o hece.. AşK'tı.. olmaması gereken zamanda yanlış bir ben,hazırlıksız bir sen ile birlikte... kaybolup giden koskocaman bir kelime..

Cuma

Anahtar..


Bugün güzel bir gün.. bugün komik bir gün.. Bugün düşnmeden yaşıyorum hayatı.Bugün yarının kaygısını güdmüyor içimdeki çocuk..Bugün o çocuk serbest bırakıldı..konuştu,şımardı,koştu...Bir süre sonra yoruldu elbet.. minicik kalbi vardı ellerinde tutamadığı kadar ağır.. biraz daha ağır geldi sanki bugün ama mutluydu..Çünkü mutlu olmak zorundaydı.. insan zorundalıklarıyla mutlu olamazdı hani? kendisiyle çelişiyordu bugün..Bu zorunluluk mutlu olmaksa eğer.. evet zoraki mutluluğu bile benimseyebilrdi çünkü soonunda kendi çabalarıyla gülümseyecekti.. Nitekim öylede oldu.. çok konuştu bugün bu çocuk,çok güldü.. birazda yoruldu..sonra durdu bi süre.. durduk bi süre birlikte..büyümeliydi artık.. sürekli sımararak gecmezdi ki ömur.. ona bahşedilen bu günü bi armağan gibi görmeliydi.. hergünüyle bir olmayacağını işte bugün daha iyi anlıyor gibiydi.. silkindi.. ve kendime geldim..Huyum kurusun işte.. bu sefer gülmesemde gülümsedim.. derin bi nefes aldım bakındım çevreme.. kim canımı sıkabilirdi ki? ben buna ikna olmadıkça.. kim?

bugün darıldığım bi kaç kişiyle barıştım..sonra seni paylaştım.. ama ben seni paylaşamam ki.. belki seni tanımasalarda tasarlasınlar zihinlerinde istedim..Benim ki gibi derin olmasa da izlerin.. adın geçince bi kac cumle oluşsun istedim zihinlerinde işte..Seni düşündüm yol boyunca..düşünülmemesi gerekenleri.. söylediklerimi..söyleyemediklerimizi.. Bir gülümsedim,bir ekşidi yüzüm,incildi hislerim.. karar veremedim pek sanki.. neydin,nerdeydin.. hangi paragrafın hangi temasındaydın.. ya yanlış yeri beğenmişsen bende ki.. bunları düşünürken evimin kapısındaydım işte.. sonra baktım bi kaç saniye.. benimde böyle güçlü bi kapım var sol yanımda.. işte kalp dedikleri yer, adına..bir de anahtarı var oranın.. bi kaç kişi zorlamışlar önce yanlış strateji ve uygulamalarla..hırpalamışlar belki.. ama hala cok guzel ki benim kapım hala çok hassas.. yalnız bugünlerde anahtarını kaybettim.. korkuyorum.. nerde biliyor musun.. yoksa..? acaba nerde unuttum...

Perşembe

Küskün..


Ben ne sanıyorum ki.. dünya nerde dönüyor.. benim etrafımda mı.. bi dkka? bana ait olan bi dünya var mı? o halde neden ben yönlendiremiyorum ki..şımarığım dimi.. küçük bi kız çocuğu gibiyim. belki de kimseye sımaramamısımdır bunca zaman.. sen beni mazur göremez misin??canını sıkıyorum dimi? farkındayım.. ama ben buyum işte.. benim karanlığımda boğulursun.. seni üzmekten zevk almak.. kmseyi uzerken gülümseyemedim ben hayatımda.. hep küskündüm.. şimdi biraz daha sırıtık küskün..gozlerim baska yere bakıyor,gördüklerimse bambaşka şeyler..insan gözune perde indireblir mi ki? oyşa ne hoştu bazen.. ama bütün hoşluklar korunur mu ki? anlam veremediğin bir sürü davranışlarım var.. anlam veremediğim davranışların.. ya da kendimizce yorumladığımız.. peki ya ben sensem zaten.. yine de yanlış mı yorumlamış oluruz..

Alıştırma beni.. varlığına da yokluğuna da.. bu filmin sonunu biliyorum ben.. bir son daha yazdırma bana... ben buyum işte kendi kendime küserim.. kendi kendime barışıveririm..hızlı yaşarım ben.. yorulursun peşimden gelirsen...sana git diyemem ama kal da demicem.. ne yaparsan yap.. ne seçersen seç.. içinde beni bulacaksın adımlarının bunu biliyorum...

Çarşamba

Yine yeni baştan...


Hayattan ne bekleriz ne kadarını alabiliriz? bugünun aklıma takılan meşhur sorusu.. ortası yok ki hayatın , ortasında hiç yaşamadım belkide.. uçlarda dolanıyorum hep.. ya iyiyim ya kötü.. ya güzelim ya çirkin.. bugun bunu daha iyi anlıorum.. gün geçtkçe kendimizle gecirecegimiz zamanlarda azalıyormuş.. gün geçtkçe biraz daha yaklaşıyoruz sona biraz daha uzaklaşıyoruz hayallerimizden.. kimsesiz kalıyoruz ya da kalacağız elbet.. ama şimdi.. şimdikiler kadar ne var hayatımızda.. seni hayatın ortasına surukleyen nedenler kadar önemli ne olablir ki hayatında.. korkmadan yaşamalısın..korkmadan yaşamalıyım..aklına geleni pat diye söyleyemez insan çoğu zaman söylenmemelidir de ama kaybetmek.. kaybetmek acı verir ,biliyorum bu duyguyu ..bazen susmalıyız.. ama cok derin olmamalı bu sessizlik.. hem herşeyi biliyor gibi bakmalıyız birbirimize hem de hiçbir şey bilmiyor gibi.. belki bazen aynı anda düşünüyoruz birbirimizi ya da iç gecirioruz en derininden.. ama sonu var mı.. bilinmez.. her derin nefesimizi yine içimize cekiyoruz işte.. belki içimizde yaşıyoruz ya da yaşatıyoruz.. bunu bana yapamazsın.. bunu sana yapamam.. bazen çirkinsem seni de çirkinleştiremem.. bazen kötüysen,beni de kötüleştiremezsin..kıyılmaz işte.. susarken bile iyi anlıyorum seni.. artık daha da iyi.. ben herkesi anlıyorum da cogu zaman kendimi anlayamıyorum hangi donemi yasıyorum mesela şimdi.. melek mi şeytan mı? yoo.. seni uzecek insan ben değilim..gerçi uzulmesi gereken de sen değilsin ama adaleti var mı ki hayatın... bana daha mutluluk verici bi rol bulsana.. hep kendimi fazla kaptırırım rollerime .. bari bu sefer bi faydası dokunsun yaşamak adına..etkilerimi hissettiririm belki de .. bir süre şarkılar beni teğet geçmeliydi.. kalbimle değil kulağımla dinlemeliydim belki.. peki şimdi?? neden anlam arıyorum her seferinde.. yine mi yeni baştan... o kadar güçlü müyüm.. hiç sanmıyorum ki..her son dediğimin bi ilk olmasına izin vermemeliyim.. vermicem.. bu benden çok yanımdaki kişilerin iyiliği için işte..gözleri güldüren bi şarkı yazılsaydı.. yazılmadı yokk yokk.. belki o şarkı benim olablirdi ama yokk... sen yine şarkılar sec ikimizin adına.. bazen bana da yollarsın.. bi paylaşım daha olur .. bi ortak yon daha.. gun gectikce artması engellenemeyen şu bağ işte.. yine olusur yeniden..alışkanlık.. kolay olusur zor bırakılır.. bugun varız yarın yokuz.. bunu söyleyen ben miyim... tanıdıgın insan gercekten ben miyim.. sen yine de korkma.. bazen o butun cesaretnle yutkun konusmasanda.. ya da iyiysen sus bazen. ama yinede korkma..benim gibi olma,olma işte...dileğini tutmuş sayar ,sonsuzdan geri yanarken yanakları üşürmüş elleri..

Salı

...Oyun*cak...


yanlışlardayım,yanlışlardasın,yalnızlardayız.. şimdi nerdeyiz peki? hangi bölüm bizim,hangi dize de aşk kokuyoruz,hangi paragrafa sığdıramamışız kendimizi? birimizin gözu yollarda diğerimizin aklı havalarda kalmıştır belki.. belki o birileri biz bile değilizdir.. ne farkederki bu saatten sonra..ellerim soğudu,üşüyorum gün geçtikçe.. bu bi isyan ya da başka bi duygu değil işte.. duygusuzluk.. gitgide kalbimi ele geciren, hissetmemi engelleyen bi duvar gibi..korku olabilir işte bu duvarın adı.. artık benle yaşamaya merak sarmış bu duvar.. ya da guvensizlik.. belki bi kac dize takıldı dilime ya da bi kac kıta sarkı var aklımın bi köşesinde yağmurlu havalarda mırıldanıyorum onu evet.. ama onlar sen değilsin değilsin işte.. ne aklımın köşesindeki ne dilimin ucundaki..sen gideli çok olmuş.. arada hiçbir şey yokmuş gibi davranmanın bi mantığı var mı ki? evet.. önemsizim.. değersizimm.. bugünlerde kendimin farkındayım işte.. ama daha iyiyim.yazmak için ihtiyacım var belki bi takım esintilere ama bu kadar acı olmayablirdi ki.. olmayabilirdi işte... hatırladıkça özlemiyorum seni hatta kimseyi.. hatırladıkça bi adım daha geriye gidiyorum.. düşüyorum o isimsiz masallardan.. istifa ediyorum basrollerden.. prenseslikten...gidiyorum işte herkesten , herşeyden.. biraz senden,biraz benden,biraz onlardan.. daha yalın, daha sadeyim belki de artık... daha özgür... hem benim yağmurlarım var esinlenebileceğim karanlık blutlarım,bazen içine düşmekten ucu ucuna kurtuldugum çamurlarım.. maneviyatlarım var hiç olmadığı kadar.. bişi eksik belki ama dolmayacak kadar değil boşluktaki yeri.. belki biraz erken ya da senden sonra fazla geç.. geççç.. geççç.. geççç bunları anam babam bir kalemde.. işte yine seni yaşatmak bana düşüyor arasıra aslında o kadar ölüsün ki herşeyde herkeste.. bir kalem bir sayfa bir kac hatıra.. bazen elimde eriyen gokkusagı sekerleri ya da tanımda duran o yeşil oyuncak neydi onun adı 'bittaannesii' ..ne kadar oyunmuş ki geriye kalanın oyun*cak olmasına sasırılmamalı...dua niyetine oldu bu yazı da yine niyeyse.. hadi geçmiş olsun bakalım.. geçen geçmiş kalan sağlar bizimdir..ama ben sağ'ım işte ... yine zıttız.. bi hayat meselesinde bile..

Pazartesi

...teselli...

Bir umut kapısıydı benimki
Kırılana kadar çalınmaya devam eden,

Biraz inanç lazımdı,içime giren süzülerek
Işığım zifiri karanlıklarla söndürülene dek,

Bir ben lazımdı bana,
Beni bende yaşatıp sevmek amacında,

bir de sen gerekirdi bazen,
yalnızlıklarım vardı,dağılmayan yalnızlıkla...

bir ses duymak ister yine de bu beden,
sessizlikten boğulmadan dünyamda...

bir hayat için bir nefes yeter arada sırada
nefesini paylaşacağın biri olmasa da yanında

yalnızlığınla mutlu olman şart bazen
ihtimallerin umutsuzlugunda kayboldugunda..

ve sen.. hala ağlıyorsan bana baktığında..
Benden kalan bir parça teselli yeter sana...

..çağla bozkır..

Pazar

şımarık bir ben!


evet.. bugunse 15 subat.. o malum gunun ertesi gunu.. o malum gun dediğim dun nelere tanık oldum ki ben...nice hediyeler nice guller alındı sevgiliye.. ben ise uzaktan izledim .. evet izledim ama bi dakka?? herkesin özel oldugunu dusundugu bugun de benim özel olabilme ihtimalim var mı ki? herkes özel hissedecekse kendini yoo ben onlardan olmamalıyım..benim kendime has bir gunum olmalı.. herkes susarken konusmalıyım,herkes dururken kaçmalı... bu farklı olmaya calısmak değil,farklı oldugunu hissetmek.. evet ben bugun o gul alıpta hepbiragızdan kutlanan sevgililerden olmamalıyım zaten.. hem ne gülü? ne çiçeği ... ben hediyemi aldım ki :) ya da hediyelerimi.. iyisi de vardı içlerinde kötüsü de.. iyilere gulumsedim kötuler ise benim kendime gelmem için bi kademe daha yardım etti.. ilerletti hayata karsı.. arkamdaki gözlerimin birini daha kapadı işte.. ve ilerdeyim artık,hemde gözlerim önümde...yuzumde huznun gizini silmeye yeltenlenen bi ifade ve hemen arkasından doğan bi güneş.. tebessümümle beliren gamzelerim işte... hoppalaa? gülebiliyormuşum meğer:) güneşime de teşekkür ederim.. karanlığımı kararttıgı için.. karanlığımızada bişi edelim o zaman ne edelim.. buldum, teesüf! :)bu soyut kavramları somutlastıran insanlar degerler var elbette ki açıklamaya ne hacet.. bu yazıyı okuyan insanlar kendine yer begenecek farkındalıkta zaten... hep söyledim hala da söyluyorum.. ilgiyi seviyorum.. ilgilenmeyi ve ilgi görmeyi... şımarıklığı seviyorum.. şımarmayı ve şımartmayı...paylaşmak önemli bi yere sahip hayatımda ve yine aynı hatayı yapıyorum ben seciyorum işte... umarım paylastıklarım ve paylaşımlarım daha dozu aşmayacak kadar olurlar sonrasında ... :) yine de beni yalnız bırakmayan,bırakamayan herkes adına.. burda kendinizi bulacaksınız :)

Cumartesi

Ve yine bir yalnız 14 şubat..

biri var ve biri istiyor seni
karanlıkmışsın onun uçları kırık saçları gibi..

nedense cok benimsedim bu şarkıyı.. o biri ben miydim yoksa?bugun bunları sorgulamanın ne önemi var ki..evet bugun 14 şubat ve benim için dierlerinden hiçbir farkı yok.. yine yalnız yine ... geçen sene bi bitanem vardı herşeyim yakınım arkadasım.. bu sene o da yok.. bu sene de kaderdaşım var.. ilk o kutladı , sonra diğeri,sonra dier, sonra... asıl hatırlanmak istediklerimden ya da istedigim kişiden tık yoktu.. sadece iyi geceler mesajı.. ama bi dk.?? hatırlanmak istiyor muyum ki? bunca şeyden sonra.. tam kalbim carpacak olsa bi kaç saniyem var durdurmak için. aklımın bana çeşitli hafıza oyunları sayesinde.. sanırım bugunluk bu kadar yeter.. tatlım bana karamsarlığı yasakladı dün =) ... sanırım bu kadar yeter...

Perşembe

Herşey yolunda!

Hayalimdeki mutluluk.. evet bi turlu gercek anlamını anlayamadığım,hiç yaşayamadığım belki de.. Kimbilir ya da hayallerimden fazla şey umdum hayatımda.. Seni buldum,seni gördüm seni yazdım.. sen.. sen kimsin?haklıydılar..izler silinmiyor.. Ama hatırlanmayacak bi köselere atılabilir sanırım.hani şu eski esyaların kaldırıldığı tavan arasına mesela..arada farelerin ugradığı ruhumu kemiren..herkes gelip gider de.. bn ne zaman gidicem bilmiyorum.. senden ,benden... herşey gelip geçer de ..insan kendinden geçemez ki..bazı değerlerinden.. bazen boğazım düğümleniyor buna sebep ne bilmiyorum.. hatırlıyorum ama gülümseyerek değil işte.. dudaklarım titreyerek.. yalnızdım.. hala yalnızım.. herseye ragmen bunu hala yasatabiliyorsun bana.. bni ne yaparsan yap kaybedecegine inanmıyordun ya.. bak kayıp gidiyor ellerin ellerimden,kaybediyorsun işte beni... hani şu coktan kaybedilmesi gereken elleri... düşüncelerimde ya da hayallerimde bi şekilde beslemişim bn seni zamanında.. pamuklara şarmışım da ben seni,dikenlerin batmış hersefrinde.. o kadar körmüşüm ki acısını hissetmemişim.. hoş bu yaşananların yanında onlar da acı mı.. bırak onlara da tatlı diyelim bu saatten sonra..arada bir şarkılarda aklına gelir yaşananlar,ben gelirim aklına.. belki bi iç çekersin,belki gözlerin dolar ya da bi hışımla cıkarsın odadan..hiçbirisi olmasa nefesin daralır eminim..kalp atışın değişir..Bugün zayıf bi anım... bugün yalnızım.. bunca kalabalıkta,bunca insan arasında.. sadece benim gözlerim var sanki bişiyleri sorgulayan.. ya da bi tek benim gözlerim var kör olan..bi tek sen yoksun işte içlerinde.. senin için değil senin yuzunden yapılan hatalar,kaybedişler geliyor gozumun onune..uff neyse .. paylaşırdık eskiden seninle herseyi.. biz arkadastan da öteydik bi zamanlar.. aşıktan da.. ama şimdi.. tepkiler bile değişti baksana.. ne o eski dinleyen sen var.. ne de aynı cevapları alma hazzıyla anlatan ben.. evet haklıydın.. herşey değişiyor herşey...artık her bi olaydan sonra yutkunuyorum.. öğrendim bunu..paylaşmamayı.. kapalı kutuyum madem öyle.. herşey yolunda o zaman.. evet edebi çağla geldi yine.. aman sshh ! abartıyorum değil mi?.. herşey yolunda o zaman..

Pazar

maskem!

Evettt... şimdi sana ne yazmalıyım nerden başlamalıyım bilmiyorum..anlatılcak okadar çok olay var ki ama bunların ne bi başı var ne de sonu...Bir gun benim de maskem oldu.. ve artık arada sırada kullanıyorum onu... herkesin yaptığı gibi,işime geldiği gibi... çok iyi tanıdığımı sandığım insanları yeni yeni tanıyormuşum meğer.. o benim sevdiğim insanlar benim hayallerimde kalmış.. o yüzleri meğersem hayal ürünüymüş..olsun.. geç de olsa öğrenmek guzel ki ! kelimelerimi senin ağzından duymak ne hoş! birşeyler var sende.. yoo ! bir şeyler vardı sende ama artık..? hiçbir şey yok!yok işte.. neyse ..pesimist genclik işte..yüzüm ekşidi yine.. oysa ki ben gülerken daha güzelim biliyorsun.. ve hiç kimse vazgecilmez değildir bunu da öğren.. korkma! bnde vazgecilmez değilim ki.. bu yazım kime? sana ona ya da tanımadıklarıma.. uzerine alınması gereken varsa alınsın.. hesap sormayın sonra bana.. ben buyum işte! bu yazdıklarımda sadece benim! kendimim kelimelerimi secerken.. maskesizim işte..
Bilmiyorum neden ama ilgiyi seviyorum.. herkesin ilgisini de sevmem tabi,belli başlı insanlar vardır hayatımda.. severim insanları' belli başlı' haline getirmeyi kendi dunyamda.. ne kadar canımı yaksalar haklılar aslında.. kendim kaşınıyorum sanırım.Ne işi var elin herifinin benim kalbimde ya da aklımda :S pfff...ilgilenmeyi de seviyorum.. herkesle değil ama işte yine o benim kurduğum kadroma..seviyorum işte.. ama engellenmek kasıyo beni.. rahatsız oluyorum veya sevmiyorum.. itiyo beni..bunlardan kime ne aslında? bn anlatılmam ki , anlaşılmam ki.. hiç anlaşılmadım ki.. sadece bundan sonra daha da karmaşığım.. hani sizin anlayamadığınız gün geçtkçe sivrisinek saz gelecek ama iş işten geçmiş olcak gibi sanki =) ... artık bi yüzümü saklayabiliyorum sanki.. ama hangisi? acıyı mı tatlıyı mı?.. bunu kmse bilemicek ki..cogu zaman ben bile.. bi maskede ben aldım kendime işte... bu şubat ayında.. çok da yakıştı sanki.. hadi bakalım hayırlı ola :)...

Çarşamba

'BiZ' senin yuzunden değil bu sefer, senin için...

Ben anlamadım ki şimdi?hangimizde maske vardı.. ya da nelere koymuştuk ikinci yüzümüzü?ne zaman çıkacaklar ortaya?mesafeler çoğaldığında mı tekrar.. yoo.. artık olmaz.. olmamalı.. bugun neyse yarında o dur işte.. o olmalı..geçici mutluluklar,utangaçlıklar,kalıcı hasarlar yarattık belki birbirimizde..Kalıcı sevgi kırıntıları diyemicem.. çünkü hep kaldı onlar bizde..kmseyle paylaşmadık ya da paylaşamadık işte.. parçalar başkasına oturmadı,olmadı işte.. peki ya bize? bize yakıstı mı? şık mı olduk yoksa birden bire..yaşadıklarımdan veya yaşayacaklarımdan ben sorumluyum muhtemelen artık. bundan rahatsız mıyım.. hayır.. ağlıyorum ama güçlüyüm.. sanırım gözyaslarım temelini atıyor hı?bugun kzandıgın oyuncak varya hani.. benim için..adını hala düşünüyorum.. ama sanırım bulmak uzereyim..çocukcaydık bugun..büyümüşte küçülmüş..yalansızdık sanki,şeffafdık..geçici de olsa binevi bu şeffaflık inandım ki.. inanıyorumki.. safım belki ama ..kıyılmaz ki..Yine sende kaldım işte.. resmimi niye cektin ki :) yüzümü unutma.. eskitme de.. özle.. sadece özle.. bakarsın bi gun lazım olur,lazım olurum ya da..tatlıydın,tatlıydım ,tatlıydık sanki yanyanayken.. o değil de en cok aklıma takılan ne biliyor musun ? biz arkadasız dememize ragmen nerden anladılar ki dilimizin baska kalbimizin baska soylediklerini? o kadar belli ediyoruz kendimizi..deşifre olduk yine işte.Yaptıklarımın,yaptıklarının ne kadarı dogru neresi hatalı henuz bilmiyorum.. bunu anlayabilirm.. ama henuz deil.. senin hareketlerinle.. senin kıvrıldıgın yön ya da gidemediğin yollarda karısna cıkarak belki.. bırakmayarak seni.. bıktırarak kendimden..aynaya baktıgımda seni görerek veya..her baktığında beni görerek.. eskiden en azından sadece düşüncelerimdeydn.. şimdi? olmadıgın yer bulmak zor.. ama senin yuzunden..bn istedim yaşadıklarımı,ben istedim senin olmanı..acı cektim,agladım,bıkmadım,bekledim..sevdm... bunların hepsini ben istedim,yaşadım da zaten.. ama ayrılık? sevmiyorum ayrılıkları bunu istemedim,kopmak,unutmak.. biliyorum kendimi tanıyorum..koptu mu ipler daha bulunmaz ucu.. istemedim bunu, hala istemiyorum ki.bizim konusamadıklarımızı peçetelerimiz konustu bugun..söyleyemediklermizi yazdık..sakladık..baktık ve gülümsedik..okadar içten ve o kadar sıcak..evet.. iyiyim şimdilik.. sen istedin bunu.. bu cadıyı..herşeye ragmen yanımdasın! herseye ragmen yanındayım.. herkese ragmen yine biz'iz işte...iki kelimenin birleştigi bi hayat ifadesi belki de biz..hala değil işte.. hep.. biliyorum,biliyorsun..

Salı

asıl soru?

Ne yani..sorulması gereken o kadar çok soru varken senin tek seçimin bu mu oldu?_nasılsın??
ilğinç ama şaşırtıcı değil artık benim için.Seni iyi gördüm..Büyümüşsün,değişmişsin,tatlı bile olmuşsun diyebilirim..Değiştim,hırcınlastım,senin tabirinle biraz daha guzelleştim..Bende büyüdüm ama yaşattıklarınla..bu kadar değişmişiz ne değişmiş ki içimizden..bi seviyoruz bi sevmiyoruz işte..hep yalnız hep yalnız..elini uzattıgında tutabilecek kadar yakın , buna cesaret edemeyecek kadar uzaktık işte..Bigun de geldi gecti..arkadaştık artık..alışıyoruz bu fikre,alışıyorum,alıştırıyosun..bugun gel çağla yine eskisi gibi desen..cevabım netleşti aklımda..hayır .. hayır.. hayır..eski beklentilerim kayboluyor işte..alışıyorum kendi kendime yetmeye..bu beklemek değil seninkisi başka bişi,zayıflık.Evet zayıflık.Benim kadar cesaretlisini nerden bulurum ki..bazen gözlerim dalıyo,ağlıyorum ya hani..sen yanımda oluncada gecmiyomuş işte.. kanıtladık bunu geçmiyormuş..yaşadıklarıma ağlıyormuşum ben haketmediklerime..artık deişmez ki onlar..ben acılarıma ağlıyormuşum..yine de seni gördüğüme sevindim.özlemişim arkadasımı ... keske sana baktıgım da arkadas gözlerini görebilseydm.. bu cok daha makbule gecicekti belki bu hikaye için.. sonu bu kadar acı gelmezdi 3. sahıslara. bizi zaten gectim ..acının alasını yasıyoruz daha ne?.. benim aşkı yaşamak için sana ihtiyacım yok belki. hatta hiçbi erkege ihtiyacım yok aslında.. ben varım , beni en iyi anlayan..Ben tek basıma yaşatabilirm duygularımı..Mervemin dediği gibi..Aşk karşılıklı yaşandığında varolmaz ki..Aşk zaten hep vardır içimizde..hep,hep.. neden bi anı daha kattım sana bilmiyorum..dierlerini yıkmak varken,hepsini silmek uzereyken..sanırım guclulugumu kanıtlamaya calısıorum kendime..uzerime geliyorum gelebildiğim kadar aşırı dozda.hani buna da katlanırsam daha feriştahı gelse yıkamaz cinsinden konusuyorum kendimle..ben hiç sana konusamıyorum ki zaten,hep kendime hep kendime..bazen gözlerimi okuman var,bazen içimden geçenleri önce senin yansıtman..belki ruh ikizi..belki.. neyse.. kanka işte.. en guzeli.. kanka .. kanka.. bak agzım alısıyor yine.. donulmesi guc bi yola daha giriyorum.Alışmak... sen de bana öyle bakabilseydin.. daha kolay olurdu ama.. önce sen bitir içindekileri en iyisi öyle gel yanıma...asıl soru ne şimdi bütün bunların yanında.. gözlerimiz destanları anlatırken agzımızdan cıkan bi kac soruya mı takıldı kalplerimiz:?nasılsın..? -iyiyim,sen?-iyiyim,sevindim seni böyle gördüğüme.. !Eminim sevinmişsindir, eminim!
asıl soru ne oldu şimdi... ne zaman... mı? nasılsın mı?

Çarşamba

Balla kaymak..

Evet..yine bi hüzün..Ellerim titremeye başladı yine bak.Herşey geçer de kardeş kardeşe yapar mıydı bunu?Hiçbir şeyde değilim..Hiç kimse de değilim.Okadar guvensiz ve o kadar çaresizim.Bana hissettiremedikleriniz kadar güçlüyüm...Yalnızlıklarım kadar umutlu...Ama unutulur mu??Eskisi gibi olur mu..Asla!Nefret etmiyorum çunku edemiyorum kimseden..Ama kinlenmekten korkuyorum..size kinlenerek kirlenmekten..İçimde duyguzluklarım büyüyo..Sizi takmayan hallerim.Size karşı hiçbişi hissedemeyişlerim büyüyor..Boşa yaşıyorsunuz,hiçbir şey ifade etmiyorsunuz artık sanırım...Herkes gelip geçerdi de..Siz kalmalıydınız..Ama farklı yerlerde..Ateşle barut! yanyana bırakılır mıydı? üzülmüyorum gocunmuyorum artık.Bunları hissetcek insan ben değilim çünkü.Kaybeden ben değilim bu sefer..sadece arada üzülüyorum ve kırgınım elbette..Ama kime niye açıklatma işte.Buruğum biraz..Ama sakın bunun için kendini önemli hissetme..sen de ! sen de...Ben kalemim kırılınca da buruk bir hal alıyorum,soğuktan titreyen köpekleri gorunce de sokakta..Acımak mı denir buna? Denirse evet acımak belki de işte..Düştüğünüz durum,aldığınız curetkar ve sacma tavırlar..hala haklı oldugunu sanmalar,üst üste yapılan yanlışlar..Yalnızlıklar..Ben de yalnızım ama yeri gelince..Aradaki tek fark belki budur..Ben istediğim için yalnızım .Siz sizi kimse istemedigi guvenmedigi için yalnızsınız. Siz başkaları istediği için yalnızsınız.İŞte bnde o başkalarındanım.Sizin tarafınızda asla olmayan,olamayan..İntikam ya da güç gosterisi yapmak için bile olsa..Ben o duruma düşümem işte..düşemem...

.Söylenecek ne kaldı ki..Bi hakaret değil bunlar..Emin olun.. , hakaret değil... Belki gercekler..Hatta gerçeklerin en tatlı hali.. (Ben bunların katmerli acısını yaşadım be..Hissettim lanet olsun ki..Hem seni hem onu..aynı cumlede,sizi..Nerden bilebilirdim ki.... neyse işte.)Belki de iltifat...yaşadıklarımın yanında bunlar balla kaymak...

Pazartesi

Kendimi bulduğum bir yazı...Bana ait olmayan beni anlatan..

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim İmrendiğin, öfkelendiğin Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim Yani yaşamışlık sandığın Geçmişim Dile dökülmeyenin tenhalığında Kaçırılan bakışlarda Gündeliğin başıboş ayrıntılarında Zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin. Yaz başıydı gittiğinde, ardından, Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine Çerçevesine sığmayan Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? 'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını. Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı. Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk. Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık. Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. Kış başlıyor sevgilim Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine Gözlerindeki usul şefkati Teslim etme kimseye, hiçbir şeye Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak.... Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar, Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. Dışarda hayat düşmandır size İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz Bir ayrılığın ilk günleridir daha Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup Kulak verdiğiniz saat tiktakları Kaplar tekin olmayan göğümüzü Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz Bakınıp dururken duvarlara Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek, Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya Kendimizi hazırlar gibi. Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, Ve kazanmış görünürken derinliğimizi Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar Göremeseniz de, bilirsiniz Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onalar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmissinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Günlerin dökümünü yap Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini Kim bilebilir ikimizden başka? Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir işe yaramadıysa Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden İkindi yağmurlarını bekleyen Yaz sonu hüzünlerinden Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim Geçti her cağın bitki örtüsünden Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından Bakarken dünyaya Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: Çicek adlarını ezberlemekten geldim Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların Unuttuklarını hatırlamaktan Uzun uzak yolları tarif etmekten Haydutluktan ve melankoliden Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden Duyarlığın gece mekteplerinden geldim Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Yaram vardı, bir de sözcükler Sonra vaat edilmiş topraklar gibi Sayfalar ve günler Işık istiyordu yalnızlığım Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. Karardı dizeler. Aşk...Bitti. Soldu şiir. Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde Ask yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır: Eksiliyorduk Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim Her otelde biraz eksilip, biraz artarak Yani çoğalarak Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında Ağır ve acı tanıklıklardan Geçerek geldim. Terli ve kirliydim. Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de... Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları Ve açık hayatları seviyordu. Buraya gelirken Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri... panayır yerleri... Ölü kelebekler... Ölü kelebekler... Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye Acı çekecek yerlerimi yok etmeden Acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? İpek yollarında kuzey yıldızı Aşkın kuzey yıldızı Sanırsın durduğun yerde Ya da yol üstündedir Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. Aşkın bir yolu vardır Her yaşta başka türlü geçilen Aşkın bir yolu vardır Her yaşta biraz gecikilen Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler Gözlerim Aşkın kuzey yıldızıdır bu Yazları daha iyi görülen Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler İlerlerim Zamanla anlarsın bu bir yanılsama Ölü şairlerin imgelerinden kalma Sen de değilsin. O da değil Kuzey yıldızı daha uzakta Yeniden yollara düşerler Düşerim Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler Yaşamsa yerli yerinde Yerli yerinde her şey Şimdi her şey doludizgin ve çoğul Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi Şimdi her şey yeniden Yüreğim, o eski aşk kalesi Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden Dönüp ardıma bakıyorum Yoksun sen Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.

Murathan Mungan