Çarşamba

Balla kaymak..

Evet..yine bi hüzün..Ellerim titremeye başladı yine bak.Herşey geçer de kardeş kardeşe yapar mıydı bunu?Hiçbir şeyde değilim..Hiç kimse de değilim.Okadar guvensiz ve o kadar çaresizim.Bana hissettiremedikleriniz kadar güçlüyüm...Yalnızlıklarım kadar umutlu...Ama unutulur mu??Eskisi gibi olur mu..Asla!Nefret etmiyorum çunku edemiyorum kimseden..Ama kinlenmekten korkuyorum..size kinlenerek kirlenmekten..İçimde duyguzluklarım büyüyo..Sizi takmayan hallerim.Size karşı hiçbişi hissedemeyişlerim büyüyor..Boşa yaşıyorsunuz,hiçbir şey ifade etmiyorsunuz artık sanırım...Herkes gelip geçerdi de..Siz kalmalıydınız..Ama farklı yerlerde..Ateşle barut! yanyana bırakılır mıydı? üzülmüyorum gocunmuyorum artık.Bunları hissetcek insan ben değilim çünkü.Kaybeden ben değilim bu sefer..sadece arada üzülüyorum ve kırgınım elbette..Ama kime niye açıklatma işte.Buruğum biraz..Ama sakın bunun için kendini önemli hissetme..sen de ! sen de...Ben kalemim kırılınca da buruk bir hal alıyorum,soğuktan titreyen köpekleri gorunce de sokakta..Acımak mı denir buna? Denirse evet acımak belki de işte..Düştüğünüz durum,aldığınız curetkar ve sacma tavırlar..hala haklı oldugunu sanmalar,üst üste yapılan yanlışlar..Yalnızlıklar..Ben de yalnızım ama yeri gelince..Aradaki tek fark belki budur..Ben istediğim için yalnızım .Siz sizi kimse istemedigi guvenmedigi için yalnızsınız. Siz başkaları istediği için yalnızsınız.İŞte bnde o başkalarındanım.Sizin tarafınızda asla olmayan,olamayan..İntikam ya da güç gosterisi yapmak için bile olsa..Ben o duruma düşümem işte..düşemem...

.Söylenecek ne kaldı ki..Bi hakaret değil bunlar..Emin olun.. , hakaret değil... Belki gercekler..Hatta gerçeklerin en tatlı hali.. (Ben bunların katmerli acısını yaşadım be..Hissettim lanet olsun ki..Hem seni hem onu..aynı cumlede,sizi..Nerden bilebilirdim ki.... neyse işte.)Belki de iltifat...yaşadıklarımın yanında bunlar balla kaymak...

Pazartesi

Kendimi bulduğum bir yazı...Bana ait olmayan beni anlatan..

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim İmrendiğin, öfkelendiğin Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim Yani yaşamışlık sandığın Geçmişim Dile dökülmeyenin tenhalığında Kaçırılan bakışlarda Gündeliğin başıboş ayrıntılarında Zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin. Yaz başıydı gittiğinde, ardından, Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine Çerçevesine sığmayan Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? 'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını. Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı. Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk. Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık. Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. Kış başlıyor sevgilim Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine Gözlerindeki usul şefkati Teslim etme kimseye, hiçbir şeye Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak.... Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar, Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. Dışarda hayat düşmandır size İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz Bir ayrılığın ilk günleridir daha Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup Kulak verdiğiniz saat tiktakları Kaplar tekin olmayan göğümüzü Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz Bakınıp dururken duvarlara Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek, Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya Kendimizi hazırlar gibi. Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, Ve kazanmış görünürken derinliğimizi Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar Göremeseniz de, bilirsiniz Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onalar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmissinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Günlerin dökümünü yap Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini Kim bilebilir ikimizden başka? Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir işe yaramadıysa Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden İkindi yağmurlarını bekleyen Yaz sonu hüzünlerinden Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim Geçti her cağın bitki örtüsünden Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından Bakarken dünyaya Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: Çicek adlarını ezberlemekten geldim Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların Unuttuklarını hatırlamaktan Uzun uzak yolları tarif etmekten Haydutluktan ve melankoliden Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden Duyarlığın gece mekteplerinden geldim Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Yaram vardı, bir de sözcükler Sonra vaat edilmiş topraklar gibi Sayfalar ve günler Işık istiyordu yalnızlığım Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. Karardı dizeler. Aşk...Bitti. Soldu şiir. Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde Ask yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır: Eksiliyorduk Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim Her otelde biraz eksilip, biraz artarak Yani çoğalarak Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında Ağır ve acı tanıklıklardan Geçerek geldim. Terli ve kirliydim. Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de... Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları Ve açık hayatları seviyordu. Buraya gelirken Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri... panayır yerleri... Ölü kelebekler... Ölü kelebekler... Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye Acı çekecek yerlerimi yok etmeden Acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? İpek yollarında kuzey yıldızı Aşkın kuzey yıldızı Sanırsın durduğun yerde Ya da yol üstündedir Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. Aşkın bir yolu vardır Her yaşta başka türlü geçilen Aşkın bir yolu vardır Her yaşta biraz gecikilen Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler Gözlerim Aşkın kuzey yıldızıdır bu Yazları daha iyi görülen Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler İlerlerim Zamanla anlarsın bu bir yanılsama Ölü şairlerin imgelerinden kalma Sen de değilsin. O da değil Kuzey yıldızı daha uzakta Yeniden yollara düşerler Düşerim Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler Yaşamsa yerli yerinde Yerli yerinde her şey Şimdi her şey doludizgin ve çoğul Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi Şimdi her şey yeniden Yüreğim, o eski aşk kalesi Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden Dönüp ardıma bakıyorum Yoksun sen Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.

Murathan Mungan

Cumartesi

Önemsiz...

Eveeett...Hep aşk mı yazmalıyız..Hayır..Bugün gözlemledim etrafımı.Herkes ayrı bir telaş.Birisi otobüse biniyor,diğeri iniyor.Biri sarılıyor,biri kavga ediyor...Bazen yağmur yağıyor,bazen gunes acıyor..Eyy kendinizi cok önemseyenler..Hayat sizsiz de cok rahat geçiyor.İzinizi bile siliyor zaman,yağmur,çamur,fırtına...o kadar doluydu ki bugün kafam..Yaptıklarımı düşündüm sonra haketmeden işittiklerimi..Öfke doluyum,her zaman olmadığı kadar.kızgnım,snirliyim,şaşkınım ama dısarıya tepkisizim.Bütün bunların hepsi benim işte! ama mutluyum.Seviyorum bu halimi.Seviyorum ben gülüp kahkaha atarken uzulmesi gerekenlerin mutsuzluklarını görüp içimden ohh demeyi.Evet iyi biri değilim belki! ama olmak isteyen kim ki? denedim bi kere.Enayi gözuyle bakılıo verilen değere.Bu hikaye de enayi,kurnaz,akıllı,aptal yoktu..Bu hikayede kazanan ve kaybedenler vardı.Ben kazanan oldum,gerisine geçmiş olsun...Ama ben deme...ssh yoksun ki sen..Ne zaman oldun ki be hacı?amann neyse... dedim ya üzerinde durmaya gerek yok.Ayrıca ben içimdeki o kahramana aşığım.Okuyanlarım her defasında bu kim deyip bana bi takım insanları hatırlatmaya calısmasalar eminim daha da mutlu olucam.Ben uyumlu biriyim.Cok cabuk uyum saglayabilirm yeni mekanlara,yeni arkadaslara,yeni sıfatlara...O yuzden kasma kendini...işte sen her kimsen,hangisisen ya da kacıncıysan.. onu bile hatırlamıorum ki? pardon isim:) ...takma kafanı...hem benim arkadaslarım var.. öylesine sevdiğim..öylesine yalnızlığımı paylaştığım..teker teker sayamam ya.. uff neyse.. evden yurumem on dkka.. ondakka boyunca düşündüm bir dakikasını sana harcamadım harcayamadım..sen dediğim hayatımdaki tum degerimi haketmeyen insanlar bu sözlerim size..bakk..yine aklıma geldi adın,o sevimli yüzüm ekşiyiverdi işte..Bigünün karı da senden yana acısız atlatmak olsun ya.. nerde..ben insan gibi konusmaya paylasmaya calıstıkca ne kadar meraklı insanlar uzerlerine alınmaya,kendilerini vazgecilmez ilan etmeye..bu kadar satır da müsrüflük sanırım.Unutma arkadassın sadece.Senin köşen belli .Tam istediğin gibi..Beni sevmediğini söyleyorsun bazen,ya da susuosun göz alabildiğine...Üzülüyodum belki zaman kaybı aglıodum bbile ilklerde ama..düşündümde .Ben kendimi yeterince seviyorum zaten senin beni sevmene gerek yok ki? benherşeyi herkesi seviyorum zaten,ayrıca seni sevmeme ya da aşık olmama gerek yok ki...Ben buyum işte.Ben boyle mutluyum:Özgür,Yalnız,Gamsız... yine bağırın arkamdan duygusuz taş kalpli diye.Yine geçip karşıma ağlayın,farkeder mi.?Bi insan,bi kız , bir kere düşer bi hataya..Kendni ikinci plana atıp hayatının ortasına bi kahraman niteligi tasıtan birisini yerleştirip uzaktan seyreder ancak.bir kez yapıld hata,ya da iki ..Önemsemiyorum ki artık neyse..sonucta bitti.Akıl başlarda yine mantık hüküm surmekte..Bana bişiler lazım,birileri yazmam için tekrar,aşk kokması için satırlarımın ama o bişi sen deilsin..Ağaçlara bakarım,gökyuzune ya da yağmura aşka gelir yine kalbim gecici bi sure.Hem kimseye zarar vermeksizin..İnancımı diriltmeden bitiverir gunes acmasıyla.En azından senin gozlern kadar yalan olmayacaklar.bunu niye yapıyorum niye yazıyorum bilmiyorum.Ama yazmasam rahat edemeyecektim.Sen ölüm döşeğindeki bi hastaydın belki hayatıma girdiğinde..Bende ihtiyacı olan birine yardım ettim hayatı sevdirdim yaşama sevinci aşıladım..Vatandaslık gorevimi yaptım say..Aman bana minnet duyma...Maşallah dediklerin 3 gün yaşıyorsa ben ne olurum kimbilir;) dedim ya..kimse ama kimse vazgecilmez değildir..Ben kimlerden geçtim..kac sene sonunda...İstemiyordum,acı cekmeliydm belki biraz.Cektim bitti.Cezam bitti.Özgurum artık.Dısarda hayat beni bekliyor.yine acımasız yuzunu acmış belki intikam gülüşünü cakıyo uzaktan..evet bu senin yuzunden belki ama..Pişman değilim.Keşkelerimi yutuyorum ben.İçimde bi mezar var...Ama seviyorum o mezarı..Eskiden herseym olan insanlar yatıyor içinde..Arada bi iç geciriyorum dua niyetine..Başımız saolsun...Dün gece bir aşkı daha kaybettik...

Cuma

Yine de...

Aşk...aşk.Gerçekliği tartışılır aslında o kadar soyut ki... Bugün var yarın püff..belki hala birilerinde vardır,ama nedense tek taraflı yaşanır ya da yaşatılır.Kıymetini bilemezsen eğer,uçup gider ellerinden.Hem üzülürsün bi o kadar da üzersin,belki istemeden.Ama kırılır işte kalp , en azından bi tarafta kırılır umutlar,hayaller..Umutsuzluk alır yeni safhaları.Yeni umutlara yer kalmamıştır bile .Yinede bekler hep,gelmesi gerekeni.Gözleri arar,soranlara boş bakıyorum öylesine dalmışım denir.Zihninden ve kalbinden gecenler aktarılamaz dısarıya.Korku sarar gözlerini,korku sarmıştır bile kalbini.Baktığı yerde görmek istediği sendin!sen..Anlatamaz,anlaşılmaz,anlamaz...belli başlı şarkılarda gözler dolmaya başlar yine.Ne oldu diye sormaya hacet yok.Efkarlandım dersin,canım sıkkın dersin ama sebebini söyleyemezsin.Dudağına aldın mı onun adını,sadece dilin deil yüreğin kıvranır acıdan.O sözcuk,o isim bi turlu cıkmaz dısarı.İçinde dolanır durur,kemirir tüm mutlu anıları.Düğümlenir de boğazına,yutkunursun.HIh sanki gidicek geri..sanki atılıcak o soguk nefesinle dısarı bir daha hiç sana dönmemecesine...hepsi cıkar da içinden bi o kalır en derinlerde...Yer etmiş bi kere kendine...Baskasına söyletmez o kutsal iki kelimeden olusan bi ömur eden cumleyi.Seni Seviyorum!o sadece ona ait kalmalı gibi, o sadece ona özel gibi sanki...Onun adı aşktı çünkü.O seni en cok acıtan olsa da...Elbet gelir birileri,elbet senin yerine sahip olmaya calısıcaklardır.Kimbilir belki bi iki kere izin de cıkar terkedilenden.Ama dolmayacak işte dolmayacak yerin eyy giden..!Sonra baktı ki olmuyo,zaten hiç olmadı sensiz,anlar olmayacaktır da...Yine döner eski karamsarlık eski yalnızlıklara...Evet belki sadece kendine yazık ediyordur ama bu umrunda mı sanki?sensiz mutlu olmaya alışık mı ki?ağlasa da olur aslında sen varsan yanında o da olurdu aslında ama...Sen mutlu olursun belki,ya da ne biliyim unutursun bırakıp gittiğini,tek gerçeğini hangi kıza ne sıfatla yüklediğini,agız dolusu söylediğin bitanem've sonsuza kadar olan bazı kelimeleri unutursun onsuz geçirdiğin gecelerde şarkı dinleyip bahane bulmaya hacet bırakmadan nasıl kalbin parçalanarak ağladığını,onu aradığını,hiç usanmadan... unutursun belki aşkın ne olduğunu...unutursun onun adını , unutturursun kendi varlığını..Sonra unutuldu dersin bizim hikayemiz.Sanırsın ki açılmamak uzere kapandı..Kapanır mı,hiç kapanır mı.Bi iş yarım bırakılmaz ki,bırakamadın ki şimdiye kadar...Kendin bile emin olmadığın bişiyi başkasına kabul ettireblir mi insan?bitmez işte..bitmez.. Yine o şarkı...Ahh yok mu her ayrılıktan sonra dillere dolanan o malum sarkılardan..iŞTE O..severek ayrılanlar...bilirler ayrılığı...Bi karar zamanı geldi mi kararlar verilmeli.Yoksa bitmiyo işte,bitmiyo bazı sorular,bulunmuyo ki cevapları.Konussa da diller ayırt edilemiyo işte ne doğrusu ne yanlışı...Bırak onu kendi haline,bırak...sen agız dolusu özgürsün,o yürek dolusu yalın...

'severek ayrılanlar bilirler ayrılıgı.sen benim es ruhumsun unutmus olsan hissederdim,unutmus olsan yanımda durmazdı her sabah hayalin...bitmez demiştim,bitmedi!' bu ve buna benzer bi kac cumleden ibaret işte ayrılıklar!

Nazım Hikmet'ten Aşk Üzerine Harika Bir Yorum

Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin... İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minikbitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Nazım HİKMET

16'sı...

Hiç iç açıcı bişi yazmaz mı bu kız ya... yazmazmış demek ki... Aslında söz vermiştim kendime , artık bu kadar çok yazmayacaktım .Edebiyat öğretmenim haklıydı.Okumak zahmettir,okumak çoğu zaman insana zevk vermez karamsarlığa iter,hele ki konu derinse... Bu durumda yazmak...yazmak ağır iştir,zor iştir,insanı mutlu etmez,üzer,her zaman derdi...Haklıymış,yazdıkça insan zorlaşırmış hisler,duygular...Bu onun suçu değil .O?... arkadasım ya hatta kanx... sadece anlatırken boğazıma bişiler düğümleniyor...sonra arkama dönüp bakıyorum ki bir sürü pişmanlıklar.. sonra ileriye bakıyorum.. o kadar güçlü değilim ki...ne eskisi gibi oldu ki, bu da olmayacak biliyorum hatta eminim.İşin kötüsü alışıyorum sanırım.sürekli böyle olmaya,sürekli böyle olmana.Beni ne mutlu eder bilmiyorum ki.Bilmiyorum işte.Kimse olmasa da yanımda herkes gitse de, gitsen de..Sen varsın aslında ama dedim ya yokluğun..yokluğuna alışıyorum galiba..Seni içimde yaşamaya , yaşatmaya.Neden öldürmedim bilmiyorum.Ama sanırım ben katil olamıyorum.Aslında herşey ne kadar basit, ne kadar normal.Biliyorum bir ben değilim acı çeken ve biliyorum benim hissettiklerim umrunda bile değil.Yani ben öyle düşünüyorum artık. Neyse... dedim ya herkes yasıyo bunu,ama kimse ölmüyo.Sadece bi şarkıda ağlayıveriyo,susuyo,susuyo...Hoş bi örnek değil biliyorum çünkü onlar hayallerini,umutlarını,ümitlerini kaybetmiş insanlar , onlar hiçbir şeysiz,onlar tek kelimeyle yalnızlar...Yalnızlık da yürek ister ama dimi? peki ben o kadar yürekli miyim ki? hayallerinden vazgeçer mi insan, peki hayallerini terk etmemek uğruna bunca acıyı çeker mi,yeni hayaller kurmak varken?çekermiş...Peki eskisi gibi olur mu,sen kalbinde bak besle büyüt,hayatından cıkınca içindeki ona sarıl,içindeki aşka... ya da ne biliyim içindeki herşeye işte...o gelince bütün eksikler tamam,yapbozun bozulcak bi parçası yok artık! peki ya o gidince.. ki gidecek mutlaka.kim kaldı ki sürekli yanında.Gidecek,o yanındayken ona bakarken alış bu duyguya.O gidince yapbozun bi parçasını bulamaycaksın bayagı bi sure hatta sonsuza kadar.Kaybolan parça işte bulamayacaksın onu (KALBİNİ!) ..başkalarınınkini koyacaksın uymayacak .Ama küçük ama büyük gelecek.Ama olmayacak işte. oturmayacak parcalar yerine.Uzaktan bakacaksın resme,içine sinmeyecek.Hiç tamamlanamayacaksınız o tabloda,hiç bütün oluşturmayacaksınız belki de.Gelse de affetmeyecek yürek,hazmedemeyecek yaşananları. yol yakınken dönmeyeni,yollar uzadıkça kaybedecek,ellerinden kayıp gidecek.evet yurek burkulacak belki eskisinden de beter ama giden...Gidene daha çok koyacak belki kim bilir! çünkü hırsız o.O yapbozun en onemli parcasını calıp goturen,resmi tamamlamayı erteleyip ya da hiç düşünmeyen,çünkü o herkesi herşeyi yarım bırakan...O daha cok cekecek azabını,pişmanlıkları,keşkeleri sırtlanacak yine omuzlarına... dönüşü de olmayacak.. yazık olacak bunları yaşayanlara... uzaktan göz süzüp bide gözyasları destekleyecek bu mutsuz tabloyu... hep öyle kalacaklar işte yarım... Bunu neden yazdım? bilmiyorum belki daha fazla acı cekmek için..Belki de kendimi gerceklere daha cok alıstırmak ya da en acı seklini yasıyıp gun gectikce daha cok kanamamak için..kabuk tutarmıs ya hep gidenler yaranda hani, peki hiç mi çatlamaz o yara,akıtmaz mı hasretini dısarı,akıtmaz mı zehrini,aşkını..çıkarmaz mı hiç şarkılarda aklına geldikçe su yuzune...bugun bi çift ayrıldı gozumun onunde bi cift olustu..İşin komik tarafı ne biliyor musun? aynı yerde aynı günde,hemde bugun! ayın 16'sı... önce mutluydular . bu ilk ciftti.. cocuk asıktı gozunun içine bakıodu kızı ve kıza bi surprız yaptı... yine aynı laflar dolandı etrafta,sonsuza kadar... bi kac saat gecti cok değil. diger çift yine de imrendiğimiz tencere kapak dediğimiz mukemmel uyum... ayrıldı elleri,ayrıldı gözleri ikisi de ağladı... biri gitti.. biri arkasından baktı.. Bitti..Bitti.. hayat bu deil mi biri biter başlar başka biri sen ağlarsın görenler üzülür ahh vahh der ama herkes kendi yoluna gider..Yine mutlu olma çabasında..Evet bugun ayın 16'sı ve biz ne gidebildik ne kalabildik...Biliyor musun en beterini de biz denedik...En beterini yaşayan sadece bizdik...Bİz!? yoo benle sen diyecektim pardon,pardon kanx...

Perşembe

Sonu yok!

Yok ya ne yapsa olmuyormuş.Bi insan kafasında bitirince ya da ne istediğinin aslında bilincindeyse hiçbi güç onu değiştiremiyomuş.Aşık bi kız,affetmeye meyilli,herşeye rağmen özlemiş herşeye rağmen bi açıklama bekleyen..Sonra bi adam geliyo..hayatını alt üst ediyor..ama bunu kabul bile etmiyor.. üstüne üstük seni sevdiğini söyluyor..iyice deliriyor kız...sensiz olmaz diyor..kız anlamıyor ki..düşünüyor seviyor mu sevmiyor mu? oyalıyor mu istiyor mu? anlamıyor..kızda suc yok ki. esas oglan anlatamıyor derdini.Çünkü o da bilmiyor ne istediğini..Okadar cok hata yapıyor ki hayatım dediği insanı yitiriyor günden güne...yanında hissetse de kaybediyor işte...Hayatını... ama yine bi umutsuzluk... yine bi hüzün çöküyor üzerine.Yanlış yaptığının farkında...Belki kızın gözünün içine bakıyor...ama hissettirmiyor bile...kız napsın... üzülüyorr..üzülüyorr...ağlıyorr gecelerce...o başkalarını mutlu ederken...kendini mutsuz ediyor..herşeyini mutsuz ediyor,hayatındaki tek gerçeği...farkına varıyor bazen..ama elinden bişi gelmiyor...çünkü o sürekli hata yapıyorr...çünkü o ne istediğini bilmiyor...hergün bi başka keşke sokuyor hayatına..hergün bir başka keşke... keşke... keşke... her gülüşünde ince bi burukluk yasıyor kız da erkek de.Her sarkıda sadece bi kişiyi hatırlıyor..yanındaki o olmasa bile...yanındakine o gözle bakmaya baslıyor hani o çok sevdiği..olmuyor bişiler eksik kalıyor işte...ne gözler onun gözleri ne sözler onun sözleri... iç çekiyor derinden bir ahh diyor ve yine başlıyor keşkelerine...hiç utanmazcasına ve unutmazcasına... gülerken aglıyor işte ikisi de ...kalpleri paramparça...bundan sonra hayatına girecek her insan kalıyor bu sadece birbirine ait iki gönlün taaa en dısında kapılar kilitli cunku,kilitlenmiş bir kez birbirine ! baska kimi kabul eder ki , niye kabul etsin ki...olmuyor yine olmuyor... onun adıyla bile olsa baskası içeri giremiyor...Kimseyi tanımıyor ki ondan başka.. o... o... o hayatın anlamı, o herşey... o nefes... böyle demişti kız ona... Ama o sırada gidiyordu esas oglan ardına bakmadan,kimbilir belki duymamıstı bile...eller ayrılıyordu kavustuğu yerde... kavustugu gunun kavustugu saatinde...evet yne bir damla yaş süzülüyor bu ayrılığın simgesi olsa gerek... hiç olmaz denilen sey yasanıyor işte gozler onunde birebir!görmez denen tüm gözler göruyor ayrılığı,tadıyor o acı,çirkin tadını hasretin...agızları yara yapan...gönülleri kanatan o haşin tadı...sonra zaman geciyor aylar belki yıllar...(cadı kız kızgın, cadı kız öfkeli, cadı kız hala aşık ama hala aptal belki ama onun cadısı umutsuz,her zamankinden fazla...)... gözleri hep onu arıyor esas oğlanın o cadı kızı hep aradığı oydu çünkü tek istediği...hayalleri vardı çünkü onların,hiç kimseyle yaşamadıkları kadar güzel,özel...ilkleri vardı çünkü onların birbirlerinde..her ne kadar çğu kural çiğnense de,Tek hayalleriydi onların birlikte yaşlanmak...el ele ölmek...arıyor arıyor arıyor... ama... neyse sonunu ben tamamlamıcam bu hikayenin herkes kendince tamamlasa daha hoş olacak sanırım bu karamsarlıkta kavustuklarına inanacak halimiz yok ya? kimse bu kızla bu çoçugu tanımıyor! o kadar yoklar ki...

Cuma

SeN..

Bi de belli belirsiz gelmese bazı anıların aklıma..Sen kimsin,kime hitap ediyorum bilmiyorum ama.. işte o hayalimdeki adama..Ya da kalbimde büyüttüğüm sana.Hani şu sadece bazen ismini değiştirdiğim ama hep bende hüküm süren o esas adama.Şarkılar, şiirler içinde seni besliyor sanki,seni büyütüyor...Aşık mıyım ya da arıyor muyum eskiyi,seni? hayır... ama dedim ya hatıralar işte bırakmıyor ki insanın peşini.Bazen o ilk an geliyor gözümün önüne...senn..güneşten daha çok ısıtan içimi,sen.Sonra aynı yerde, aynı sokakta , aynı sen için ağladığım geliyor aklıma,tabi ona ağlamak denirse.Belki de binevi aptallık.Sonra senin için yaptıklarım,benim için yapamadıkların,vazgeçişlerim,sömürülüşlerim,hükmedişlerin...Evet otoriterdin,belki bunu ben istedim.Ben sanırım herşeye göz yumabilirdim.Sen varsan.. ki sen hep vardın zaten..Sadece geç tanımıştım seni,erken kaybetmiştim sendeki kimliğimi...mutluluğun,heyecanın doruklarnı da sende yaşamıştım belki kimbilir ya da dibe vuruşlarımı,duygu çöküntülerimi.Pişman mıydım ki?..hayır!ağlarken bile' iyi ki 'lerimde yaşattım ben seni.sevdimmm,sevdimmm... birisine ya da bişeye lanet edilecekse sana değil,kendime ettim.Ne suçun vardı ki senin,beni önemsemeye çalışman dışında..Ne önemi vardı ki bendekilerin...Sadece ben yaşattıktan sonra..Geç farkettim,güç oldu hazmedişlerim.Ama başarabildim...Yavaşş yavaşş sineye çektim.İnsan becerebilirmiş ya herşeyi,isterse..Mecbur kalırsa bilhassa..Artık zarar görecek başka bir yeri kalmamışsa ya da göz pınarları kurumuşsa sebepsiz dökülen her damla yüzünden..Sebepsiz mi dedim? aşk diyecektim..en platoniğinden.. bu da bir sebep değil mi?Suçlu?.. ortada suç yok ki suçlu olsun.Ortada bi yeteneksiz vardı,o da ben.Sevmeye ve sevilmeye yeteneksizim...Ne kadar gitsen de,biliyor musun hala burdasın...Yanımda,yanıbaşımda. Öyle güçlü,öyle yalın...Ne kadar söksem de kalbimden içimde kalmışsın , saklanmışsın sanki ya da saklamışım herşeye ragmen seni,herkeze rağmen...Ne olur çürütme kendini...O kadar varsın ki.Yokluğundan çok hissediyorum seni.Uzaklığın yakınlığım oldu sanki.Sen,sen,sen... bak tıkandım yine.Anlatılamıyorsun ki... Ben hiç bi zaman anlatamadım seni..Hatta kendimi..Ben hiç bir zaman anlatamadım ki bendeki seni...Buna hiç gücüm yetmedi.Sen yine de hep kal olmaz mı ?

Cumartesi

Sadece Kendime...

Bitmeye yüz tutmuş kalemim
Ve beni sana iten yalnızlıklarım...
Mutlu muyum,olmalı mıyım?
Neden bu kadar yarım kaldım?..
Anıların beni kendine hapsetmeye çalışıyor,
izin vermiyorum.
Dalgınım...
Neye , kime bilmiyorum ama ,
Dilime hakimiyette sıfırım.
Off, ne zaman bir olacağım?
Yorgun bir profil bırakıyorum arkamda istemeden.
'Vayy' demesi gereken dillerin 'vaah!' diyen yakınmalarını işitiyor kulaklarım.
Bu kulaklarımı tırmalayan sesten tek bir yerim inciniyor nedensiz,
Ucuz atlattğımı düşünüp yöneliyorum kendime belli belirsiz.
Asıl acıyan yerimin kalbim olduğunu anladığımda
Geç kalıyorum yaşam mudahelesinde bulunmakta...
Kendimi şanslı saydığım o an'a lanet ediyorum dudak hareketlerimle,
Ve neden sonra zararın pek de hafif olmadığını ,hissediyorum galiba;
Kalbim paramparça!..

Çağla Bozkır