Pazar

Yaş'lı

Engelleyemedim kendimi tutamadım ellerimi... deftere yazdıklarım az geldi yaşadıkça gördükçe içimde patladı hepsi... insanlar garip... herkesin gözlerinde bir yaşam sırrı gizli sanki.. bi iz tasıyorlar sanki alınlarındaki cizgilerde ya da henuz bırak cizgiyi dişlerinin çarpıklıgı geçmemiş minicik ellerinde...Garip duygular tasıyorum yuregimde , tasıyor yuregim,tasıyorum işte...var gibi yok gibi.. az gibi cok gibi... duygularımın zirvesinde sanki butun dunya ayaklarımın altında... ne tur duygular bunlar bilinmez... yasama sevinci bası cekiyor sanırım.. İnsanlar garip... farklısın farklıyım... ama farkettim ki her insan ayrıymıs toplumdan dierlerinden... farklı ve yaş'lı... kimisi mutluluktan,kimisi acıdan...

Şimdi ise bi insan profili ciziyorum kendime.. sorun yok sorun tahmin edemediğimiz içimizde... Biraz umut biraz gülücük olsun renklerinde... siyahların olacak elbet olmalı da beyazları farketmen için ama sen gri olma... ya pembe ol ya mavi ya turuncu ya da mor... renklensin dunyan...umutlarını hatta umutsuzluklarının gözünü boya... biraz neşeli biraz hevesli hayallerinin peşinde bi profil olsun bu... benim olsun... hatta bu ben olsun....

haydi hayırlı aksamlar olsun :)

3 yorum:

kaantobel dedi ki...

Gri renkte okadar çok insan var ki.. Kimse bir renk seçmeye yanaşmıyor, sevindiğinde beyaz oluyor, üzüldüğünde siyaha kaçıyor. Kısa bir süre sonra yine gri de bekliyor. Ben 5 gün önce turuncu olmayı seçtim. Daha yazmak istediğim çok hikaye var ve ben gri olarak kaldıkça olduğum yerde saymaya devam ederim bunu biliyorum.

fosforik dedi ki...

olsun.. insanın kendisinin farkında olması da güzeldir... adım atmayı öğrenmek için önce yerinde saymalı belki de...

kaantobel dedi ki...

Adım atmayı öğrenmemiz için düşmemiz gerekir, yerinde saymak ayrı birşey bana göre. Beynin tutukluk yapması, kararsızlığın geleceğinin içine etmeye başlaması. Bu sürece giren birinden ne kendine, ne başkasına hayır gelir. Acıya alışıp saçma bir tat, keyif alır. Düştükçe kalkıp adım atmaya devam etmek ise inadına kılıcını çekmektir, savaşmaktır ve gerektiğinde gülüp seninle uğraşan asalakları morartmaktır en koyusundan. Yaşasın 19 mayıs (yazının sonunu alakasız bitirmek istedim sadece)