Çarşamba

Şarköy-İstanbul yolcusu İstanbul-Şarköy

Dün itibariyle İstanbula ayak basmış bulunmaktayım.BU gelişim ne kadar hoş ne kadar boş olur henüz bilmiyorum ama en kısa zamanda geri dönmeyi düşünüyorum.Orda beni mutlu eden şeyler var.Arkadaşlarımla bütün gün geziyoruz zaten bütün bir seneye inat :)Bu aralar karışığım biraz.Biraz mı dedim? fazlasıyla...Plansız yaşıyorum.Plan yapma gereği de duymuyorum.İlk yaşanılanların heyecanı vardı içimde,hala daha var tabiki...Ama bir gün bir güne uymuyormuş.Sitem mi bu bendeki? hayır tabiki...Anlayamama biraz ,biraz da içinde bulunduğu duruma bi yorum getirememe vs.vs.

Kitap okumayı atlıyordum ne zamandır bu yolculuk sırasında bunu telafi etmek için yeni başlangıçlar yaptı Çağ...iyisini kötüsünü doğrusunu yanlışını anlaması zaman alacak belli...

Tercihlerimi yapacağım bugün.Kime göre neye göre bilmiyorum...Şu anda güvendiğim hiç kimse yok.Beni yönlendirebilecek bir şey de...Haklılar bu benim hayatım...Ama hayatımdaki nerde? Kendi düşüncelerim doğrıuultusunda karar vereceksem aklımdakilerin hiç mi payı olmayacak... olmuyor işte... duyduğum tek belirgin cümledir ki bu ''hayatını bana göre şekillendirme...'' peki ya hayatımın en içiysen,nasıl dısarda bırakabilirim ... hemde suanki rollerimizden memnunsak...Memnun muyuz?Hayat bana yalnızca kendi adıma konusmayı ögretti hatta mumkunse kendi adımda bile susmayı.. Şimdilik belli bir mutluluk kıvılcımları yaşıyorum.Bakalım zaman ne gösterecek bize...Unutulmaz anların gölgesinde sorularıyla kaybolan bir kuzucuk...hoşçakal...

Perşembe

YaZ

Seni seviyorum ve bir şey söylemiş olmuyorum bunu söylemekle
Ben bu yaz kokusunu bir başka zamandan anımsıyorum
ben bu yaz tadını biliyorum, terleyen aşkı
terleyen kasıkları ve şakaları biliyorumYa

kendimi yokluyorum, burnumu çekiyorum, yaz geçiyor
Yaz geçmeyecekmiş gibi, havada asılı duran sesler
Tembelce ulaşıyorlar hedeflerine
Yazın derin uykusu, uyuşukluğun yazı
Kaşınmanın, uzak iklimlere doğru

Yaz büyük ve ayıp bir çiçeğe benziyor
(Ben bu benzetmeyi anımsıyorum)
Dolunay çırılçıplak
(Bu benzetmeyi de)
Yaz, mezar taşları ısınıyor
Ve kertenkelelerin kanı

Saçlarımdan otlar ve kertenkeleler fışkırıyor
Yaz, bakımsız bahçler
Bakımsız havuzlar
Yaz günleri dilimde tüy bitiyor
Ve aşkın ısırgan otu

İpekten sözler üretiyorum, geleceksen gel
Sözler yorgun düşüp kalıyor yarı yolda
Aşk, ve gecenin kadifesine yazılan sözcükler

Yaz beni derin yatağına çekiyor
Ağlıyorum ve diriliyorum yeniden
Yaz bir ölüm uykusu ve bir gece dürtüsüdür
Serin yıldızlar kuşandığımız

Sözcükler derin sulara batıp çıkıyor
Yaz budur ve roman budur

Yaz beni yaralıyor

Ataol BEHRAMOĞLU

Çağ'ın Aşkı

Korkuyorum aslında.Mutluyum,yaşadığım belli anların mutluluğunu taşıyorum hatta taşırıyorum hayatıma.Bazen garip bir düşünce kaplıyor ruhumu.Çok saçma aslında ki o kadar düşünülcek kadar mühim meselelere girmiyorum ben.Bu kadar somurtgan bir meslek bile istemem şahsen.O halde günübirlik olayların benim yüzümü soldurması haksızlık...Bazen çok kurguluyorum ya da merak ediyorum geleceği.Halbuki gelecek bir gün gelecek nasılsa ve bunu değiştirme şansımız yok geçmişte.Aşk... başıma ilk geldiğinde çok küçüktüm belki de.Ben hala küçüğüm sanırım büyüyemiyorum seni göze alınca...Geçmişi kurcalamaya başlıyorum hakkım olmadan.Kendi geçmişimi tabiki de.duygu değişimlerimin sıklığını borçluymuşum kahramanıma.Ama şu var ki,ağlarken de doluydu kalbim,sustuğumda da...bazen gülümsetirdi beni o kahraman gözlerimin içi gülerdi,gözlerim parlardı...Bazen ağlatırdı,ya da o bir şey yapmazdı ama Çağ ağlardı...Ufak bir kız çocuğuydu belki, belki aşık bir kız çocuğu...burdaki 'belki'ler fazlalık oldu ya neyse.Heh ne diyordum yine de parlardı gözleri.'O'gözlerindeki ışıktı çünkü iyi veya kötü ortaya çıkan.Neydi onu değerli yapan?Bunu kendine sormadı bile.Gerek duymadı bile.Kıyaslanmayacak kadar özel , acaba denmeyecek kadar kesindi bıraktığı iz.Zaman geçti,geçti,geçti...Zaman geçti geçmesine ya bazı şeyler hiç geçmedi demek ki...Tek fark sorgulamaya başladı biraz daha.Cevap buldu mu?..bulamadı.Sorular yeni yeniydi,cevaplar aynı sessizliklerdi.Sessizlikler onu hep kendisiyle yüzleştirirdi halbuki.Aldığı tek cevap O'ydu ya adıyla başlardı cümleleri aşk la biterdi ya da keşkeyle başlayıp iç çektiği cümlelerle tamamlanırdı paragraflar...Okudukça hatırlar,okudukça içi giderdi...Umut ederdi ya bazen sonra vazgeçerdi...Vazgeçtiğim yerdeydim...üzerine kapatamadığım bi ateştin...Kapatamadım yine.Seni dışarda bırakıp yeni bir hayat,yeni bir hayal kurulmazmış...Sonlar gelip geçermiş,değişirmiş zaman zaman...ilkler?..onlar kalırmış...Hep kal dedi Çağ kahramanına...O yokken bile sevebilen küçük bi kız vardı...Büyüdü...herşey değişti...Ama hisler aynı kaldı...Artık keşkelerinin ve iç çeken cümlelerinin yerini teşekkür ve sonsuzluk temennileri alıyor...