Cumartesi

duvar

Ölüm bu muydu? Çağ bir kaç gündür yaşadığı şokları atlatamıyordu.Öyle ki hasta olmuştu o güçlü bedeni,o bile dayanamamıştı... Hep izlediği filmlerde sessizce konuşurdu...insanların içinden geldiklerini yapmalarını soylerdi.Peki kendisi ne yapmıstı? aklındakini,dilindekini... kısacası olması gerekeni. Peki ya kalbi? hiç mi önemi yoktu onun... ama onu ne zaman dinlese ağlardı bu kız belki de o yüzden büyüyememişti.Hala küçüktü,çocuktu...kaç bin parça olmuştu... ağlamaya yüz tutan titreyen sesleri duyunca kendisi ağlıyordu bile çoktan...önce içine içine, sonra dışına dışına hayatın...bir zamanlar sarıldığında ısındığı şimdi gördüğünde üşüdüğü olmuştu...o hep izleniyordu...zaten çoktan gitmişti,ben virgül koydukça o hep noktaydı.Tartışmasız,sorgusuz... oysa üç noktalarım vardı hayatlarımızda hiç sonu olmayan...

Sona geldik... o yüzden yineliyorum lafımı... ölüm gibi bir şey bu... hayat gibi değil... acı veriyordu ama bu kaçınılmaz bir sondu gerçi. Çağ üzülüyordu,üzülecekti...Çağ masumdu... O sadece mutlu olmak istiyordu.Sevmek ve sevilmek...

Hayatımızdan silinmeyen onca an, onca olay, onca belki bir insan(lar)a helal olsun demek geliyor içimden... onlar kalıclığı yakalamışlar bir biçimde... şu üçgünlük dünyanın sonunda herşeye rağmen sonsuzluğa kavuşan en önemliler...

Şimdi önüme bakmaya çalışıyorum simsiyah bir duvarı aşamamış bir çift gözle...

2 yorum:

TheExistence dedi ki...

... oysa üç noktalarım vardı hayatlarımızda hiç sonu olmayan...
hiç bişeyin sonu yok işte bu cümlen hoşuma gitti :) üzülmee, üzülmeninde sonu yok çünkü.. ama sev sevmenin sonu yok..

Çağ dedi ki...

''sev...sevmenin sonu yok...''

belkide gerek yok...

sağol kaderdaşım...