Perşembe

Yeni yılın yenilikleri...

Yeni yıla yeni kararlar ve yeni uygulamalarla girdim... Hoşgeldin sen...Hoşgeldin yeni yıl...
Unutulması zor hatta imkansız iki gün... İki gün mutluluk. Kendimi hiç bu kadar iyi hissetmiş miydim? böylesine sevildiğimi ,şımartıldığımı...
Hoşgeldin, ama keşke gitmesen... Şakaya dönüşen gerçeklerle kaplansa her yan , ciddi şımarıklardan olsak birlikte...
Alışmamalıyım, alıştırmamalıyım kendimi... Artık böye olmalı diyordum oysa... Son 3 gün...
Yazamıyorum,yarım kalıyor herşey... İki bardak şarap içtim. Şimdilik üşümüyorum.Birazdan hem mutluluktan hem kaygıdan içmeye devam ederim sanırım. Kazanmanın ve kaybetmenin aynı anda verdiği tadı yaşarım.
Şimdilik hoşçakal...
Nice musmutlu yıllara... kısıtlama olmadan, sınırsızca...
ağzımız kulaklarımızda...
Bitmek bilmeyen günlerin ümidiyle şerefe...

Salı

EnxEn...= ~?

İnsanın en'leriyle arasına en koyması ne kadar da yıkıcıymış meğer...En sevdiğine en uzak olmak gibi...
Üzgün yorgun kırılgan olan ince ruhlu kalbime kalın duvarlar örülmesi ne acı. Hiçbir doğru göremiyorum.Belki de yanlışlarla büyüdüğüm için tanımıyorumdur cismini.Benimle büyüyen sen,yolundan gitmeye çalıştığım hayatı senden öğrendiğim sen.Kıskançlık mı bu yaptığım yoksa aramızdakilerin kendini fazlaca belli etmesi mi? Kıskanıyor dahi olsam anlamalısın demek ki kıskanacak kadar boşlamışsın beni...
Sana uzak olmak çok acı.Ama anlatılamayacak kadar.Aynı evde ayrı dünyalarda , konuşmadan,gülmeden...Ortak kelimelerimiz ağızdan çıkınca anlamanı yitirerek boşlukta kaybolması.Alışık olmadığım sessizlik ve soruların cevapsız kalması.Unutarak küslüğümüzü birden yüzüne bakıp onay ya da tepki beklemem.
Herkes makarasını yaptığımı düşünsede gitmen en çok bana koyacak ne yalan söyleyeyim. Benim için evdeki tek ses tek can ya da tek gülümseyişim bir ay sonra sadece düşüncelerde olacak.Kendini nasıl kıyaslar çevrendekiler beni kendileriyle anlamıyorum. Ya ben çok yoğunum kardeşlikten öte.Ya da sen bunu hissetmeyecek kadar kelime anlamına sıkışmışsın ilişkilerinin.
Beraber büyüdük, beraber ağladık,en çok da ikimiz güldük.Saçmaladık.Gerçeklerle farklı zamanlarda aynı olaylarda yüzleştik.İtiraf etmeliyim ki seninle bir olamazsak yine yalanlarda kaybolurum gerçekten.Anlayamam ya da çaba sarfetmem.Kimi dinledim ki ben bunca zaman senin kadar.Hayatımın en önemli erkeği.Adam gibi adam profilindeki kıstaslarımı belirleyen tek insan...Senden başka kimden izin aldım ya da senin kadar kimi ciddiye aldım ki. Belki de kırılma vakti gelmiştir ama zaman bulamamışızdır kenetlenmekten.Keşke o zamanlar gelmeyecek kadar trafik olsaydı hep hayatımızda...
Seni sevgimi göstermeme engel oldugun kadar çok seviyorum...Yine de özür dilerim.

Pazartesi

Yorgunluk

Ve yorgunluğumun son safhasındayım... Eee kolay değil iki adet pasta ve iki tepsi kurabiye yapmak :S Kollarım uyuştu sanki. Eh bir de bir saat çorap arayıp ordan metroya yürüyüp saat 19,30 suları eve gelince normal olsa gerek.Yarın büyük gün . Yani annem için.Bütün arkadaşlarını eve toplayacak.Ve maalesef benim yarın sınavım yok :S Bende en yakın arkadaşımla eşlik etme kararı aldım. Sırf maarifetlerimi görsün diye.Yok artık yahu (: Maksat her kahrımı çeken bir insana bir takım jestlerde bulunmak.Beraber vakit geçirmeye devam etmek.
Bugün sınava girmedim.Bir nedeni yoktu aslında.Muhtemelen canım istemedi.Neden ki acaba?Neyse büte iyi hazırlanırız artık.
Çok nargile içiyorum . Hemen hemen hergün. Bazı şeyleri ört pas etmek mi amacım? Dün beklemediğim o kadar çok gelişme oldu ki.Sanırım artık arkadaşlıkların sağlam durup farklı kulvarla kaymaması için sadece kız arkadaşlarımla yakın olmalıyım. Sanırım gerçekten dünyam Dünyanın çok dışında. Yine de mudahele edilmesin. Herkesin yeri belli bende. Herkes olduğu yerde kalmalı yani.Neyse kime ne ki bunlardan yaptıklarım ve yaşadıklarımın bir kısmı...
yarın ola hayrola...
Başbaş...

Cuma

Bir Ayrılış Hikayesi

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyimsaçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

Nazım HİKMET

Çarşamba

Ölümsüz Kahraman


Kahramanlar ölmez ki...
İnsanların içlerinde fırtınalar koparken ne kadar rahat davranabiliyorlarmış meğer...Hiç yaşanmamış,geçmiş hiç geçmemiş gibi .Bunu en iyi yapan benim zaten değil mi?
Sanırım yarattığım dünyadan çıkalı çok oldu benim...Küçücük mutlu sonla biten masallarımda kaybolurken nasıl alışabiliyorum gerçeklere ki? ya da alışmış halim bu mu acaba.
Acı,tatlı kavramlarını karıştırıyorum artık. Çünkü tatlılığı hissetmeyi sevdiğimi bile bile yakıyor dilimi bir şey... Ne ki bunun adı? Gülmek içi attığım her adım neden gözlerimi acıtıyor ? Arkamda bıraktığımı sandığım duygular yüzüme çarpıyor tokat gibi.Kurtulamayacaksın Çağla! diye haykırıyor sanki.. Artık diretemiyorum bile.İnanmadığım şeyleri savunmam ki çünkü ben.
Yaptığım şey garipti hatta pişkinlik... bende hissettim bunu.Biraz sonradanda olsa.Ama yine olsa yine yaparım... Yapabilirim değil mi?
içimde birikip birikip olmadık yerde dışarı savrulmasını sevmiyorum hüzünlerin... Yerinde ve zamanında ağlarsın biter gider... Yetmedi,yetmeyecek de... Ne zaman yetinmeyi bildim ki? Bıkmıyorum da...Geçer diyebileceğim belli bir süre de veremiyorum... Sadece yaşamaya çalışıyorum...
Sadece nefes almak...
Kalbime bir çizik attı atalı kabuk bile bağlamadı... Hergün kanasa kaç yazar ki.Söylenecek söz belli unutulmayacak kadar derin bir hatıra... Yapmak zorunda olduğumuz sadece nefes almak...

Salı

Sıradanlık

Ufff bunalıyorum . Sürekli yanımda olan benim her derdimi kahrımı çeken insanları da kırmakta üzerime yok sanırım. üstelik sınavlar yaklaşırken ben sınavlar harici herşey düşünmekteyim...Askıya aldığım tiyatro kursunu tekrar gündeme getirmeye çalışıyorum bu aralar. Bir de maddi imkanlar olsaydı sorunların bir kısmı oluşmazdı zaten ya neyse.
geçen gün saçlarımı kestim.Yapacak başka bir şey bulamadığım için muhtemelen...yazı yazmaya devam ediyorum gerçi bunun dışında tamamen bana özel olan yazıları. Bazılarına ellerim gitmiyor ya da bırakıyorum bir yerlerde toparlayamıyorum.Neyse çok yorgun hissediyorum kendimi. Çok sık hastalanıyorum bu aralar. Gerçekten kendime dikkat etmiyorum sanırım. gerek de duymuyorum. Paspal bir haldeyim.Okula bile özensiz gidiyorum o kadar halsizim yani (: okula alışıyorum hatta alıştım ama sanırım arkadaşlarım olmassa hiç gitmeyeceğim.Tek başıma kalmayı sevmiyorum çünkü.
Üstelik yılbaşı geliyor... Dışarı çıkmama izin yok tabii ki de... Bari evde kutlasam ya arkadaslarımla... Yine uyuyarak geçiririm sanırım.Zaten ne anlamı var ki... Dinlenmek için olabildiğince zaman işte Çağ daha ne olsun ...

Mustafa'dan haber bekliyorum bu aralar...Yeniden hayallerime dönmeye az kaldı...

İyi geceler...

Pazar

''HAYIR''


Benim bütün yazılarım kişisel neredeyse... Bu yüzden garipsenmez sanırım.

Hayatımda ilk dediğim şeylerin son olmasını istedim.Ne yalan söyleyeyim hala bazı isteklerin önüne geçemiyorum.Şaşkınlıklarım hep senden yana.Gerçekten bu kadar önemsendiğimi nerden bilebilirdim ki. Açıkçası hala aklına geldiğimi görmek beni mutlu etti niye sence? neyse soru sormak yoktu . Cevap vermek vardı.Sen yazmayacağım dediğin halde okumaya devam ettim.Yenileri görmedikçe eskileri... Ve ben sana hiç yalan söylemedim.Oysa herkese çok da dürüst değilimdir. Ama bilmen gerekirdi herkes olmadığını.Dün gece o kadar çok geldi ki aklıma...Mimiklerin,tepkilerin,sözlerin... Artık eminim hissediyorsun.Onun arkasından yazı yazmışsın . Gerçekten istediğin tek bir cevap mı? yoksa cevabın getirdiklerini yaşamak mı ? Şimdi kalkıp ben arasam , benzer konuşmayı yine yapsak bu sefer sen mi Çağla olursun acaba? Neyse aklına takılan sadece o sorunun cevabıysa eğer... tek kelimeyle ''hayır''... Sanırım bundan sonra beni düşünmek zorunda kalmayacaksın... bende bitmeyen bir hatırın var çünkü.Bitiremediğim kadar değerin...

ben böyle daha az üzüleceğimi düşünmüştüm. Ama kimse uyarmadı beni.Sen benim bitmeyenimsin...