Çarşamba

Ölümsüz Kahraman


Kahramanlar ölmez ki...
İnsanların içlerinde fırtınalar koparken ne kadar rahat davranabiliyorlarmış meğer...Hiç yaşanmamış,geçmiş hiç geçmemiş gibi .Bunu en iyi yapan benim zaten değil mi?
Sanırım yarattığım dünyadan çıkalı çok oldu benim...Küçücük mutlu sonla biten masallarımda kaybolurken nasıl alışabiliyorum gerçeklere ki? ya da alışmış halim bu mu acaba.
Acı,tatlı kavramlarını karıştırıyorum artık. Çünkü tatlılığı hissetmeyi sevdiğimi bile bile yakıyor dilimi bir şey... Ne ki bunun adı? Gülmek içi attığım her adım neden gözlerimi acıtıyor ? Arkamda bıraktığımı sandığım duygular yüzüme çarpıyor tokat gibi.Kurtulamayacaksın Çağla! diye haykırıyor sanki.. Artık diretemiyorum bile.İnanmadığım şeyleri savunmam ki çünkü ben.
Yaptığım şey garipti hatta pişkinlik... bende hissettim bunu.Biraz sonradanda olsa.Ama yine olsa yine yaparım... Yapabilirim değil mi?
içimde birikip birikip olmadık yerde dışarı savrulmasını sevmiyorum hüzünlerin... Yerinde ve zamanında ağlarsın biter gider... Yetmedi,yetmeyecek de... Ne zaman yetinmeyi bildim ki? Bıkmıyorum da...Geçer diyebileceğim belli bir süre de veremiyorum... Sadece yaşamaya çalışıyorum...
Sadece nefes almak...
Kalbime bir çizik attı atalı kabuk bile bağlamadı... Hergün kanasa kaç yazar ki.Söylenecek söz belli unutulmayacak kadar derin bir hatıra... Yapmak zorunda olduğumuz sadece nefes almak...

Hiç yorum yok: