Cumartesi

Durum Değerlendirmesi

Çok film seyretmeye başladım bu soralar.Boş vakit bulmamdan olsa gerek.Dün gece Yüksek Tansiyon filmini izledik abimle.Çok beğendim yine.Nedense abimin tavsiyelerinden şu ana kadar hayal kırıklığına uğradığım bir seyir yaşamadım.Yasaklıymış sanırım bazı ülkelerde o film.Ama muhteşem ve etkilenmemek elde değil.Yinede izlemenizi öneririm.
***
Canım çok sıkkın nedenini söylemeyeceğim.İçime atma kararımı yineliyorum.Çok daralrsam yine sitem ederim.Ama ... Ama işte.

Hiçbir şey sonsuza kadar sürmeyeceğine göre durum değerlendirmesi yaparken neden bu kadar kısa sürdü ya da oysa daha yeni yeni... diye başlamamak gerekiyor sanrım.Çünkü ne zaman eskiyeceği bilinmez ya da ne zaman sonlanacağı.Neye göre kime göre uzun ya da kısa.Hayatımızın bile başındayken sonunu beklemiyor muyuz zaten. Belki de sadece anı yaşamalı.Öyle imkansız geliyor ki bana bu laf yavaş yavaş.Çünkü yarını hatta bir saat sonrasını düşünmeden yaşadığım çok nadir anlar oldu.Olmadı değil oldu tabii.Ama elbet bir yerde kesiliyor bu fikirler.Ya da uzaklaşıyor.Mesela çok mutlu olduğum birinin yanındayken bütün kısıt ve sınırlara rağmen onun yanımdan gittiğinde başına gelicek veya karşılaşacağın zorlukları düşünmemek gibi... Yiyeceğin azar ve trip de cabası...Ama o an onu düşünmüyorsun işte...Sınırları delice zorlamak,Gecenin bir yarısı yapman gereken bir şeyi değil de olmaman gereken bir yerde surekli yanında olmasın istediğin insanla olmak gibi...Ne kadar garip değil mi? Küçük gibi görünsede yaşadığın durum ve ortama göre herşeyi göze almak gibi.Yaşadığın bir kaç saati hayatına kâr saymak gibi... gibi gibi gibi işte... Uzaktan gördüğünde 'yuh artık' deyip yaşadığında ise bütün yuhları yutup gözlerini karartmak gibi...Bir süre sonra yaptığın yanlışlardan(sen bunu farketmesende diğer insanların gözünde yanlış olarak değerlendirilen olaylar) gurur duymak gibi... İşte yaşanılanlar böyle geliştikçe insanın doğru bildikleri bir süre sonra yanılgıya uğruyor.Ya da bir daha yaşayamacağını bildiğin için çamur atp,üzerine örtmeye çalışıyorsun demek oluyor bu.

Uzun saçmalamalarımdan sonra nasılsa anlaşılmadığımı düşünerek ve bu anlaşılmamamın verdiği huzur ve de iç rahatlığıyla yazımı sonlandırıyorum. Neden mi iç rahatlığı? çünkü anlaşılmadığımı düşünerek herhangi bir cevap hakkı doğurduğumu da düşünmüyorum.Eh bundan iyisi can sağlığı.Ben yine kendi kendimle konuşur,sorar cevaplarım.Oh ne ala.
Haydi hoşçakalın...

''...Ölüm Allahın emri de şu ayrılık olmasaydı...''

Çarşamba

Teoman,Candan Erçetin #Gemiler#

Bu şarkınn bende anısı büyüktür.Bu programa o dönem çok yakın arkadaşım olan biriyle gitmiştim.Gittiğim de yine o karışıklık bunalım dönemlerim aklıma gelmişti.Gelmek kalmayığ aklımı karıştırmıştı.Sonra yine o ağır düşünceler ve sonra yine dayanamayan , yenik düşen bir Çağ.Ama o sürekli bitmeyen başlangıçların 2.sini başlatmıştı sanırım.Sonralarıda geldi tabi...Aklıma düşüpte yine iletişeme geçmemi engelleyemeyecek o başlangıçlar...2 de kalmamıştı elbette... 2,3,4,5,6...

Hayatımızdaki başlangıçların hiç bitmemesi dileğiyle...Hatta başlanılanların kolay kolay sonlanmaması dileğiyle de...

Hayat...

Dün mükemmel bir film izledik abimlerle.Etkilendiğimi söylemeliyim açıkcası.Duygusallığımın başgöstermesi bir yerde kalsın zihinleri bulandırması ve ayrıntılara dikkat çekmesi filmi başarılı kılmış benim gözümde.Sanrım izlemekte geç kalınmış bir film ama bir şeyi geç de olsa yapmak hiç yapmamaktan daha iyidir diye düşünüyorum.Elbette ki herşey zamanında yaşanmalıdır ama gecikildiği içinde vazgeçilmemelidir gibi birşey işte.Neyse yine uzattım sarpasardı yapacağım muhabbette...(Anestezi)
***
Dün gece Onur'la haberleştim biraz.Onun her insanın yaşayacaklarını erken yaşta yaşamaya başlamasındanda etkilenmediğimi söyleyemem.Onun kadar üzgünüm.Üstelik aramızın limoni durumda olmasının böyle bir olayla düzelmesi beni ayrıca rahatsız ediyor.Onun için keşke diyeceğim şeyler oluştu kafamda.Zamanında onu kırdığım için vs.Neyse şimdilerde yine de yanında olabilmek biraz daha iç rahatlatıcı.Zamanın bize getirdiklerini yaşamaktan başka bir çaremiz kalmıyor bir yerde.Kader diye de bilinen yaşamın bilinen seyri bizi her zaman hazırlıklı yakalamıyor malum.Bu demek oluyor ki insan her olasılğı düşünmeli başna gelebilecek.İyi ya da kötü.En azından farkına varmalı.

Hayat; öğrenmekle bitmeyecek kadar uzun,öğrendiğini anlayamacak kadar kısa...

Salı

Arayan Bulur...

Kaçamazsın...Bulurum istersem.Görürüm yaptklarını,okurum yazdıklarını... Bana bir şey demen gerekmez,ben kapatırım gözlerimi takip ederim yere düşen ekmek kırıntılarını ya da ağaç kavuklarından ya da karınca yuvalarından ya da içimdeki seslerden ya da...

Taksim turundan sonra soğuğu hissettik.Ama eğlendik.Üzülmem gereken şeylerde oldu ve bende gerekeni yaptım.Kafam kurcalamayı başaran bir kaç durumla karşı karşıyayım.Ama artık gözlerimi açmam,ortaya çıkmaya çalışan sesleri bastırmam gerektiğini düşünüyor herkes. Nedeni basit. Üzülmemem için.İyi de ben denedim. Hem 'ak'ı hem kara'yı. yine sonuç aynıysa neden alternatif bir yol bulmaya çalşıyorum ki artık.İçim yanıyorsa yanacaktır.Var ya da yok.Önemli olan benim aklımdaki varlığı.Yaşadıklarımın yaşayacaklarımın.Ki hala var sa yaşayacağımdır.Yanacağımdır.Karanlıkta kalmaksa alışığımdır zaten. Bugünlerde hazmedemediğim şey ise başkalarının yerime geçmeye çalışmaları.Bunu başarsalar da asla ben olamayacaklar.Bakışları,düşünceleri ve özellikle de sevgisi şefkati...O kadar da emin konuşuyorum ki gösterip göstermemekten ziyade benim kadarını hissedemez. Asla ve asla...

Neyse sinirliyim.Üzgünüm.Kızgınım,Kırgınım...Karmakarışığım.Ve yine eski Çağ'ım işte

Hoşçakal...

Pazartesi

Lütfen...Lütfen...Lütfen...

Gitme lütfen... Seni okuduğum sayfaları bırak...Lütfen...

Merak merak merak...???

Dayanamadım yine de yazacağım.Çok merak ediyorum.Arada sitem dolu bazen sevgi kokan yazılarının bir kahramanı bir sahibi var mı? gerçekten kimi düşünerek yazıyorsun? Tabi ki de bana yazdığını düşünemem öyle bir yetkim yok.Ama merak işte...Mesela 2010 da yazdığın şiir... Öyle güzel ki... Okudukça kimi bulmalıyım içinde? yazmamak için hissettiklerimi kendimi zorluyorum... Belki de hep yaşadığım şeyler bunlar...4 seneden beri... Geçer demek yok Geçmeyecek.ÜStelik öyle bir çıkmazdayım ki...
Neyse bugün bir kızın bloğunu okudum çok güzel yazmış karşılıksız aşkını.Kimbilir belki de sanadır.Hatta muhtemelen sanadır.Ya da bence kesinlikle öyle...Bazı tarihlerdeki karamsarlığı düşüncelerimle örtüşüyor çünkü... Özellikle o kızın yerinde olmak isterdim ifadesini nedense direkt kendimle bağdaştırdım...Durup dururken kskandım işte...
Nedeni muamma...

Neyse efendim hiç kimse benim kahramanımı benden çok sevemez,sevmemiştir de...

Ne%C5%9Fe+Karab%C3%B6cek++%28Ya%C4%9Fmur%29

!

Senden çok şey öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum...Teşekkür ederim yaşayamadğım herşeyi yaşadığım için.Özür dilerim seni suçlu hissettirdiğim için. Hala büyümeyi beceremediğim gerçeği belki ya da bunun arkasna saklanışım bu.Bilmiyorum.Yinede iyi ki o gün akşam üzeri deniz kenarında oturmaktan sıkılıp eve gitmemişim.Yine de iyi ki başladığım bir hayali sürdürmüşüm.En azından o zaman bile olsa mücadele etme duygusunu yaşamışım.Sonunu bilmeyi bırak başı olmayan bir olguyu çabalamışım.Bir yerde başlamışım.Yakında uzunn uzunn yazacağım sanırım ilk denilen duyguyu yaşamanın tadın ve ayrıntılarını.Ayrıntıları unutmaktan korkuyorum.Özellikle taşların arkasındaki yazıları...

Dedi kız...

Ç

Ben uyurken
Duvarıma tırmandın
Güllerimi yoldun

Ve bütün şikayetin
Sen uyurken
Bahçene girenlerden

Özdemir Asaf

Pazar

%C5%9Eebnem+Ferah+Ate%C5%9Fe+Yak%C4%B1n+-+2010+Alb%C3%BCm

her kahraman gibi erken gittin... güzel şarkı dinlemenizi tavsiye ederim...

Rüya


Çok garip bir şekilde uyandım bu sabah.Dün gece uyuduğumu anlamadan uyandım.Öyle gerçekçi görmüşüm ki rüyayı affalladım biraz uyandığımda.Bir Kahraman gördüm.Artık görmemem gereken türünden.Yaşadıklarımız yaşanmış yine,Herşey kuralına uygun gitmiş.Rüya olduğuna inandıracak en ufak bir terslik bir aksama yok ki senaryoda.Bende uyanamadım işe tabi.Neyse...Bir şekilde konuşulmaya başlanmış o ulaşılmaz kahramanla.Aslında burda bir sorun olduğunu hissetmem lazımdı.İmkansız bir şey öyle pat diye olmaz ki.Efendime söyleyeyim.Yaşananlar yine yaşanmış,sonuçları yine aynı gelişmiş ve bütün bunların zaman içerisindeki etkisi de aynı olaylarla başgöstermiş.Ama bir yerde tıkanılmış ve dayanamamış başrolünü kaybetmeye hikaye.Aradaki sorunların çözüleceğine inandırmaya kalkmış kendini sonra birde bakmış bu kanıda olan sadece kendisi değil.Şaşırmış mutlu olmuş ve beklemiş... Konuşulanların gerçek olmasnı,kırılanlar kaybolanların onarılmasnı...Ve beklerken bu kız uyanır... Uyandıktan sonra biraz bakınır,kendine gelmeye çalışır.Zaman mekan aynıdır.Ama bir pencere yoktur hayata açılan.Rüya olduğu bariz bir şekilde ortadadır.Oturup düşünmeye başlar yüzünü yıkamadan.Benim rüyalarım gerçek oluyordu bir ara acaba... Yok Yok sonra gercek nedeni anlar... Çünkü düşünerek yatmıştır..İnsanlar uyumadan önce neyi çok düşünürlerse rüyalarına girermiş,etkilenirmiş sanırm ondan... Neden düşündüğüm ise...

Sonuçta rüyaymış ve uyandık...Bir varmış,bir yokmuş...
Ama kızın aklında sürekli onu en çok kıran sözlerin yankıları varmış... Son gün konuşulan son sözler...Onları duyduğu kadar samimi bir tek laf daha duysaymış bunları içerlemeyecek kadar şansa boğarmış hayat'ını...Bir varmış,yok olamamış...

Cumartesi

MUTLU AŞK YOKTUR


İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı bu, silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da

ARAGON

Ve Bir Kış Günü

Ve bir kış sabahı bembeyaz karlar üzerinde insanın aklına olmadık düşünceler geliyor.Daha çok kararmış fikirler ama.Pek bir beyazlığı kalmamıs sanki...Tam bu havalarda İstanbula çok arkadaşım gelecekmiş.Kaderdaşım(Bertan) bunlardan bir tanesi .Diğeri ŞAhin. Diğeri eski bir arkadaş.Sonra sırada meleğim,bizim kızlar,Neşem de var tabii.Ve sonra sıra yine okuluma gelecek gibi...Asıl beklediğim istediğim insan gelmeyecek gibi.Açıkçası pek de dışarı çıkasım yok.HE bir de bu sıkışıklıkta tiyatroya gitmem lazım mutlaka. Gizemi alırım yanıma sanrım arkadaş olarak. Mustafayla beraber G.O.P. gençlik eğitim merkezine kayıt olacağız.Ve ordanda sürücü kursuna.Saçlarıma da alışmaya çalışıyorum bu aralar...
Tabii bu arada öss ye de çalışırım biraz belki.Çünkü ne olursa olsun sınava gireceğim sanırım. En azından aklımdaki bir kaç düşünceyi yerine getirmek için.Off amma da yoğunmuşum. Sanırım bir ara yakınımdakilerin görüşme nedeniyle canlarını sıkmaları normalmiş.En iyisi kimseyi mecbur etmemek ve hayatına daha bireysel bir yön vermekmiş.O kadar düşünmeye karşı birşeyler yapamamak da var tabii işin ucunda.Bakalım hayat bize neler gösterecek... Gerçi bir kere de şaşırtsın beni şu dünya ya...Bir hikayeninde sonunu tahmin edemeyeyim.Bir kerede mutlu son görelim.Hoş olmaz mıydı??
Bu soğuk günlerde içinizin ufak şeylerle bile olsa ısınması dileğiyle...

Kararsızlıklar kararı

İçimden konuşmak değil,kelimeleri yutmak,susmak yaşadıklarımda boğulmak istiyorum...Sabit değilim.Arkadaşlarım haklı.Belli bir süre önce kaybettim...Bulmak istemedim ya da elimden gelmedi.Gitmek...hala aklımda.Ne için kaldığımı düşünürsek İstanbulda... Sebebimi çoktan kaybettim zaten değil mi? Anlaşılmaz bir güçlükte barınıyorum şimdilerde.Sonunu görmeden,bilmeden...Memnuniyetsiz ve huzursuz...Bir elimde kalem ve ağzımın kalemimle dolu olması suskunluğumun bahanesi...Artık sadecekendime susuyor,kendime konuşuyorum.Cebelleşiyorum...
Belki de yaşadığımı farkedenler öldüğümü farkedemeyecekler...
Yine bir tür kararsızlıkların beni sürüklemesini yaşıyorum...Ama nereye bilmeden!!!

Bari sınava girip girmeme kararımı verirken doğru davransam....

İyi geceler...

Pazar

Gitmek...


Aklımı kurcalayan düşünceler , rahat bırakın artık beni. Zaten sıkıntım başımdan aşkın.Gitmek istiyorum.Ciddi anlamda.Hatta bunun için ne lazım geliyorsa yapmayı da düşünüyorum. Gerekirse bir senemi boşa harcamak.İstanbul gibi büyük bir şehirde sıkışıyorum,daralıyor ruhum.Gözlerim olanı biteni değil görmek istediğini görüyor yine.Yine hayaller alemine dalmak istemiyorum.Ya da her zaman hapsolduğum şeylere hapsolmak... Geriye dönmemek gerek.
Önceden olur olmaz şeylere kızardım.Artık en çok kendime kızıyorum.Mesela insanlar özellikle okumasını istediklerim blogumu okumadığında öfkelenir belki de kırılırdım içten içe.Sonraları ise insanları hiçbir şeye zorlamamayı öğrendim.Zorla güzellik olmuyormuş.Bu sadece bir örnek.Ama zorla güzellik olmaması durumu ise hayatın her döneminde yüzüme vurduğu bir gerçek.Belki de hayatımın her döneminde aynı insanlar olduğu içindir bilmiyorum.Düşüncelerimi bilsinler istemiştim sadece.Anlatamadıklarımı,hissettiremediklerimi belki de.Sonra gördümki hiç çaba harcanmamış zaten.Kİmbilir belki de anlatamamamın sebebi ben değil karşımdakinin anlayışsızlığıydı.
Şimdilerde ise ne anlamam gerektiğini bilmiyorum.Düşünmemeye çalışıyorum.Gerçi pek de başaramıyorum. Kafamın içinde kırk tilki ve haketmeyen insanlara ihanet ediyorum düşüncelerimle belki de.
Neyse şimdilik bu kadar yazalım.Dayanamadıkça döker yine Çağ içini.İster ciddiye alınsın fikirlerim , hislerim ister umursanmasınBazı şeyleri, yazı yazmayı bile sadece kendim için yapmayı öğrenmeye başlıyorum...

Çarşamba

var-yok

Ve uyandık. Bir ruyanın daha sonundan yazıyorum.ama herkes ruyalardan uyanılcagını bilir.ama uyumak zorunda hisseder ya kendini. O duyguyu yasıyorum simdilerde .Ama ben uyumak zorunda oldugumu değil uyanmak zorunda oldugumu hissetmenin burukluğundayım hala.Güzel başlayan eğlenceli devam eden ve unutulmaması bir gün olduğunu hatırladıktan sonra acı sonla biten 4ocak günü. Diyebilecek pek bir şey yok...Geçmiş olsun hepimize.Özellikle de bana. Umarım çabuk geçer mesela bir ay sonra tekrar uyumak koşuluyla.Seve seve.Meraklıca...
Teşekkür ederim...
Yazamayacak kadar yorgun ellerim,gözlerim.Yine de anlaşılacak kadar yazmak istedi işte Çağ.Komik m oldu karmaşık mı yoksa...Gece gündüz demeden boynumda bir atkıyla geziyorum.Aynı koku aynı his...

iyi geceler yanımda olanlar ve olmayanlar...