Pazar

Kendi Rengimiz

Bu durumu seviyorum. Evet belki de erkeklerin acizliğini görmek hoşuma gidiyor. Ama asla hayatımdaki erkeği aynı kefeye koyamam tabii ki de genelleme yaparken.Bunu hiçbir zaman yapmadım , yapmam da herhalde...

Yalnız geçen zamanlara bakıyorum da pek çok yol katetmişim az gitmişim uz gitmişim ,kaznadıklarımı kazandığım zamanda bırakamadan gelmişim bugunlere meger...Ve zamanla tüm takıntılar takır takır başgösterirmiş sen gittikçe,gelirmiş peşinden.Anı yaşa ama o an kazandıklarını yarına taşıma sanırım bu olmalı hayat felsefesi.Ve kimseye bağlanmak istemiyorum aslında.Bağlılık bi tür hastalık oluyor zamanla.Kendini kendinden çok ona mecbur hissetmek,kendinden geçip onu bulmak,mutlu olmasan da mutlu etmeye çalışmak,kendini kaybetsende umursamadan onu kaybetmekten korkmak,daha da kötüsü hayatını sanki o başlatmışçasına o gidince sonlanıcakmış gibi hissetmek,kendi yokluğumun farkına varmadan onun yokluğunu düşünerek affallamak.İşte tüm bunlar alışkanlık, bağlılık,görülmesi gerektiğine inandığın gibi görmek ya da fedakarlık kelimesinin anlamının bile bu durumun yanında fedakar kalacağı kadar fedakarlıktır yapılan...

Ne kadar basit aslında.Karmaşık olan hiçbir şey yok.Hayatımızdaki insanlar sadece renk katarlar ,Ve herkesin kendini ait hissettigi bi renk vardır.Benim en son rengim mavi ise o gidince renksiz kalmayacağım.En fazla beyazlarım ama sonra yine kendi rengimi alr ruhum.Kendim için yaşamaya gülmeye başlarım.Ben'cilleşebilirim rahatça.

Herkesin bir gün tamamen kendisiyle başbaşa kalması ümidiyle...Başkalarının renginin büyüsüne kapılıp kendi renginizi kaybetmeyin ya da unutmayın...

Mor_Cag...

Hiç yorum yok: