Cumartesi

Romantikleştirmeyin İnsanı yahu,kurcalamayın!

Selvi boylum Al yazmalım... ah be ne film yapmışlar zamanında... Seviyorum yeşilçamı. Bir de tın tın dinlediğim müzikler beni nerelere götürüyor bir bilseniz, ah nerden bileceksiniz.Zaten bilseydiniz , anlatabilseydim , ya da anlaşabilseydik bazen susarak dahi... Amaan ne diyorum ben!

Hadi canım sen de...

Ahh motor yakacaksın gibi duruyor beni...

bir iken iki, bir iken biz...

Ohh... hava da aşk kokusu var. Yine yeniden aşık olasım var. Herşeye rağmen...

O halde sevdim gitti... (:

Hele bi gell uzaklar sana gelir-miş :)

Şimdi hayalimizdeki planları hayata geçirme zamanı.

Henüz erken de olsa, bu sefer umarım doğru kişi ve doğru hayaller için çabalıyor ve gitmek istiyorumdur :)

En azından hayalimde yalnız değilim. Bir kişilik hayatı paylaşmaya çalışmak da keyifliymiş...

Cuma

Etten duvar(Bi senden Bi benden)

Soğuk,çok soğuk... Soğuk kokuyor sokaklar resmen. Saçlarımın dağılması,makyajımın bozulması söz konusu olsa dahi seviyorum ıslanmayı,üşümeyi...

Soğuk yüzüme çarptı bugün ama yüzüme çarpan bir çok şey daha oldu. Yapamıyorum. Bile bile affediyorum, gitmeyen bır arabayı yok yok otobüsü yok yok kamyonu hatta tırı ittirmeye çalışıyorum.Belki de rampada altında kalıp ezilirim ama buna mahkumum zaten. Bir gemi yapmıştım kağıttan denize salmıştım ama anlamıyorum rüzgar neden hep bana ittiriyor. ;

Sana artık gelme demeyeceğim,ben de gitmeyeceğim. Ama yaklaştıkça birbirimize ortalık kararıcak, bir duvar belirecek. Yine görmezsek paaaaaat deyip kafamızı çarpacağız. Yine...Sonra sen cesur görüneceksin ya hani , kırmaya çalışacaksın. Duvar kalın. Ellerim kanayacak önce , sonra ayakların tekmeledikçe. Belki sinirlendiğinde kafanı vuracaksın ördüğün duvara kafan kanayacak ama bu değil sorun,sorun bu değil. Seni acıtacak olan bu da değil. Duvarın çatlamadığını gördükçe gözlerin kanlanacak. Ağlayacaksın belki. Seni en çok acıtan gözlerinden düşen ve renksiz olan sıvı olacak. Gözyaşı işte adı.

Ve sen anlamadın, anlamayacaksın. Her zorladığında bu duvarı , her hamlende benim içimden birşeyler gidecek belki, belki etlerim kopacak, ezilecek...İçim parçalanacak işte. Hem de iki kere. Anlayamayacaksın işte. Duvarı ben kurdum , ben duvar oldum.

Üzüleceğim her hamlende kan revan içinde kaldıkça sen
Üzüleceğim aynı hamlende içimdeki duvara vurdukça sen...
Canım yanacak ,yandıkça canın...
Canım yanacak ,vurdukça
Aslında bana.

Bunlara rağmen geliyorsan yanıma ... Gel, kovmam artık. Beklerim ben, gelirim hatta. Ta ki duvarı görünceye kadar...

*********

Beşiktaşa artık haftada en az iki kere gidilecek, Çağ kursa yazıldı.
Okulda boş vaktim kalmadı.Çağ dil kursuna da yazıldı.
Zaten sürmekte olan bir ehliyet kursum vardı.
Çağ kararlı, ısrarla ders çalışmakta... Sadece kendim için :)
*********

Salı

gelecek ve geçmiş mantığının otobüs koltuğuyla bağlantısı

Eveet... Bugün de kendime yine abudik gubidik konular seçtim.

Bazı insanlar geçmişine bakarak yaşlandığı için hiçbir zaman geleceğe umutla bakamıyorlar sanırım bırakın umudu geleceği bile göremiyorlar. Çünkü hataları,pişmanlıkları peşlerini bırakmıyordur muhtemelen. Otobüste onlarca boş yer varken gerigeri gitmeyi tercih edip sürekli gittiği yolları seyretmekten zevk alan insanlar gibi tıpkı.Ne kadar acı aslında sürekli bişeyleri peşinden sürüklemek hatta sürekli bişeylerin peşinden sürüklenmek...Yaşayıp yaşayıp bitiremediğin,üzülüp ağlayıp doyamadığın,lanet edip de yine hazmedebildiğin bir takım şeyleri hergün yeniden yine yaşamak...

eh..Tabiki de gemişini unutarak yaşamamalı insan bunu savunmuyorum ama geleceğindeki hedefleri köreltip,mutluluklara ket vurmamalı eski dünyanın büyüsüne kapılıp.


Sonuç olarak otobüse bindiğinizde oturmak için seçtiğiniz koltuğun düz olmasını tercih etmenizi dilerim...

Not: oturacak yer arama şansına nail iseniz (:

Pazar

Vazgeçtim (:

O kadar çok aşıktım ki ona tanışmak istedim. Ne işle meşgulsün dedi. Ben her gün seni seviyorum dedim. Anlamadı...vazgeçtim.

K.İskender